John Galliano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
John Galliano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Temmuz 2011 Perşembe

Galliano'suz Bir Dior'a Humor Chic Yorumu

Dior Fall 2011 Couture Collection

Bildiğiniz üzere John Galliano; Dior’dan tatsız bir şekilde ayrılmak zorunda kalmış (aslında bu kibarcası, kısaca kovuldu da diyebiliriz), onun boşluğunu da Bill Gaytten doldurmuştu. Ya da doldurmaya çalıştı desek daha doğru olabilir; zira Paris Couture Haftası’nda Bill Gaytten’in ellerinden çıkan Dior koleksiyonunu görenler, Galliano’nun yokluğunu ciddi anlamda hissettiler. Bir şeyin değerini, ancak onun yokluğunda anlayabileceğiniz gerçeği burada da gün yüzüne çıktı. Şahsen ben, bu son koleksiyonu görene kadar, Galliano’nun Dior için önemini her ne kadar bilsem de yine de tam olarak idrak edememiş, herkesin bir şekilde yerinin doldurulabileceğine dair olan inancımı yeniden perçinlemiştim. Çünkü Alexander McQueen gibi bir tasarımcının bile yeri, kreatif direktör olarak markanın başına geçen Sarah Burton tarafından doldurulmuş, üstelik oldukça da iyi kotarılmıştı. Lakin Dior için ne yazık ki durum öyle olmadı. Koleksiyonun görücüye çıkmasının hemen ardından pek çok yerde bu koleksiyonun bir felaket olduğu ya da Gallliano’suz bir Dior’un can çekiştiği yazıldı. Koleksiyonun fotoğraflarını ilk gördüğümde ise bende uyanan hissiyat şuydu: Eğer bana bu fotoğrafların bir Dior defilesinden olduğunu söylemezseniz, beni bunun bir okulun moda tasarımcısı öğrencilerinin mezuniyet defilesi olduğuna kesinlikle inandırabilirsiniz. Hatta bu şekilde baktığımda bazı parçaları yaratıcı ve dikkat çekici bulmam bile mümkün olabilir. Ama konu bir Dior defilesi olunca ne yazık ki tasarımlar beklentileri karşılayamıyor. Yine de peşin hükümlü olmamamak, tek bir koleksiyona dayanarak ağır eleştirilerde bulunmamak gerektiğini düşünüyorum.

Dior Fall 2011 Couture Collection

Peki bunları niye yazdım? Ne Galliano’nun tasarımlarına methiye düzmek, ne Bill Gaytten’i eleştirmek, ne de bu son gelişmeleri sizinle paylaşmak için. Bütün bu verilen ön bilgilerin nedeni aslında sadece bu sabah Humor Chic adlı blog’da gördüğüm bir illüstrasyon içindi. Alexsandro Palombo’nun bu harika blog’una daha önce şurada değinmiş ve sıkı bir takipçisi olduğumu belirtmiştim.

İşte bütün bunları bana yazdıran, Galliano'nun Christian Dior şirketinin CEO'su Bernard Arnault ile beraber resmedildiği 'Do You Remember About Me?' adlı çalışma :) :


Fotolar: Humor Chic, NY Mag

2 Temmuz 2011 Cumartesi

Kate Moss Evlenince Biz de Evlenmiş Sayıldık.


Yıllardır fikrim hiç değişmedi. Bana kalırsa Kate Moss, gelmiş geçmiş en iyi modellerden biri. Modellik normlarını yerle bir eden; hayat tarzıyla, yaşadığı ilişkilerle kendinden sürekli söz ettiren; vintage parçaları mükemmel bir şekilde kombin edebilme yeteneği, özgün stiliyle bir moda ikonuna dönüşen bu kadın, bir model olmanın da ötesinde aslında bir rock yıldızı.

Ve bugün Kate Moss, uzun yıllar beraber olduğu The Kills grubunun gitaristi Jamie Hince ile nihayet evlendi. Tabii yine Kate Moss’vari bir biçimde, kendine özgü tarzıyla. Normalde böyle haberler bu blog’da fazla yer almasa da Kate Moss yukarıda sıraladığım nedenlerden ötürü benim için müstesna bir şahsiyet. Hatta öyle ki, ‘Kate Moss evlenince biz de evlenmiş sayıldık.’

Kendisi vintage görünümlü bir John Galliano gelinlik içinde yine bir Kate Moss; yalın, şık, asil, çekici ve kesinlikle abartısız. Neredeyse el sürülmemiş gibi duran doğal saçları ve makyaj yokmuş gibi gözüken yüzüyle Kate Moss, aşırıya kaçmadan da ne kadar zarif bir gelin olunabileceğini hepimize gösteriyor. Gelinliğinin etek kısmındaki altın işlemeler ve duvağı ise hayranlık uyandıracak cinsten.

Mutluluklar Kate Moss.


Fotolar: Vogue UK, Celebitchy, Popsugar, Fashionista

26 Mart 2010 Cuma

Fashion in Disneyland

Modada yaş giderek düşüyor biliyorsunuz ki. Dünyanın en ünlü moda bloggerı, defilelerin baş davetlisi Tavi kızımız henüz 13 yaşında mesela. 4 yaşındaki Suri ise topuklu ayakkabılarla ortalıklarda dolandığı için annesi Katie Holmes'u ağır eleştiriler altında bıraksa da şimdiden moda ikonları arasında gösterilmeye başlandı bile. Abarttığımı sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. İsterseniz internette adını yazıp şöyle bir arattırınız ya da ona üşenirim derseniz şu sıralar Coco Perez'in sitesine bir bakınız. Ayrıca neden olmasın ki? Kaçınız şu yandaki resimde olduğu gibi $322 'lık bir Susan Farber çantayı koluna takıp da boy gösterebilmiş bugüne kadar?
Çok değil, iki gün önce de 90'lardaki Melrose Place dizisinden hatırlayacağımız Heather Locklear ile Bon Jovi'nin gitaristi Richie Sambora'nın 12 yaşındaki kızı Ava Sambora da Los Angeles Moda Haftası'nda podyumlarda salınıyordu.

Nasıl oldu da çocuklar ne bileyim bahçeye çıkıp sek sek oynamak, top peşinde koşmak, çizgi film izlemek yerine moda duayeni oldular? Onları bu kadar göz önüne sermek ve ortalıkta dolaşan küçük kadınlar yaratmak ne kadar doğru tartışılır.

Ama madem çıta bu kadar aşağı indi, o zaman neden Karl Lagerfeld karşımıza Goofy, Marc Jacobs Donald Duck, Donatella Versace Daisy olarak çıkmasın? Neden Peter Pan Tinkerbell'i koluna takıp da Galliano defilesine katılmasın?

Elle İspanya Nisan sayısında bütün bu moda üstatları karşımıza birer çizgi film kahramanı olarak çıkıyor. Ulrich Schröder tarafından hazırlanan La Moda Animada(İspanyolca'da neşeli demek) adlı bu seri gerçekten de çok neşeli. Siz de 5 yaşındayken bunu görseydiniz annenize Chanel nedir, ne değildir diye sormaz mıydınız? O da muhtemelen şu yanıtı verirdi: ''Chanel içinde bir sürü şekerlemeler bulunan bir dükkandır yavrucuğum.''

Anne Bizi Chanel'e götür.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...