16 Mart 2012 Cuma

GEZGİN QUEEN: Avrupa Turu Fotoromanı I


Sonunda döndüm. 11 ülkenin, 13 şehrin, binlerce kilometrenin, 45 günün, 1080 saatin ardından İstanbul'a döndüm. Ama her şehirde, Hansel'in cebindeki ekmek kırıntılarını geçtiği yollara serpiştirmesi gibi, aklımın ve kalbimin bir kısmını bıraktığımdan tam dönemedim ya da aklım bir karış havada döndüm de denebilir.

Zamanın su gibi akıp geçmesinden ötürü sanki İstanbul'dan dün ayrılmış gibi; yaşanmışlıkların, anıların, gördüklerimin, tattıklarımın, tanıştığım insanların toplamından ötürü ise seneler önce ülkeyi terk etmiş gibi hissediyorum. Bu zaman karmaşasını dengelemem ise en son 3 aylıkken bıraktığım kedim Zelda'nın bu iki aylık süreçte ne kadar geliştiğini görmem sayesinde oldu.

Anılar kronolojik sıraya göre hatırlanmazlar. Hepsini tek tek elbette kronolojik sıraya dizebilirsiniz ama anıların hatırlanışı genelde gelişigüzeldir; bir anda biri aklına düşer, onu bambaşka zaman dilimindeki bir diğer anı takip eder. Yukarıda yalnızca birer karesini görebildiğiniz anılar da bu mantığa göre dizildiler; kronolojik sıraya göre değil, akla düşüş sırasına göre.

(Soldan Sağa)

  • Keşke bizde de böyle sinemalar olsa, dedirten bir sinema girişi. Bu fotoğrafı çekerken bir yandan da elime geçen ilk fırsatta The Artist'i izlemem gerektiğini kendime not düşüyordum. -Amsterdam
  • Bir sandalye, bir baston ve şapka. Sanki bir anda köşeden Michael Jackson çıkacak ve Billie Jean'i söylemeye başlayacakmış gibi. -Zagreb
  • Bonnie burada. Peki ya Clyde? -Berlin
  • Pastadan şehir Prag. Bir dilim alır mıydınız?
  • Strasbourg'da sürrealizmin doruklarındayız, sanki Salvador Dali'nin eli değmiş.
  • Meşhur İsviçre çikolatalarının en meşhurlarından, ee dolayısıyla en pahalılarından; Teuscher. -Zurih
  • Lee'nin sloganı: IN YOUR BODY WE TRUST. Sevdim. -Luzern
  • Belgrad'ın bir mesajı var: Street art is not for sale.

Neler Keşfettim?

  • Dünyayı gezerek bir kitap yazmış, şu anda da ikincisini yazmak için yine dünyayı gezen, İstanbul'da 3 ayını geçirip yemeklerimize aşık olan Christopher Thomson'ı,
  • Varlığından bu denli geç haberdar olduğum için üzüntü duyduğum 70 yaşındaki Slovenyalı mükkemmel ressam Metka Krasovec'i,
  • Ve blog'umu çok özlediğimi.

4 yorum:

Şirret Şerbet dedi ki...

Hoşgeldin.. Ayrıntıları duymak için sabırsızlanıyorum:)

lulu's life dedi ki...

hosgeldin ! Muhtesem birikimler edindigine eminim.. Postlarini merakla bekliyorummmm !! :)

What's Next dedi ki...

devamını okumak için sabırsızlanıyorum! :)

Gizem Dalyan dedi ki...

yeni fotoroman cikti hanimlar! sicagi sicagina. :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...