29 Nisan 2010 Perşembe

HEDİYE: Think Amsterdam! Etkinliğine Davetiye Var!



Önümüzdeki ay yani 8 Mayıs'ta Amsterdam'ı Amsterdam'ca düşünüyoruz. Hollanda Konsolosluğu'nun da desteğiyle bir araya gelen genç tasarımcılar ve sanatçılar Amsterdam'ı düşünüp Amsterdam'ın kendilerine hissettirdiklerini somutlaştırarak ortaya çıkardığı işleri Ghetto'da sergileyecek. Bu bağlamda resim ve fotoğraflar sergilenecek, Fatoş İlhan(Visual-ist), Bahar Kanık-Ayçin Aydoğan (Oyee Design), Sevil Kaynak gibi genç isimlerin oluşturduğu karma bir defile gerçekleşecek. Bununla da kalmayacak, ev sahipliğini Çağlar Sür ve Le Cool'dan çok iyi bildiğimiz Sarp Dakni'nin yaptığı bu organizasyonun ilerleyen saatlerinde Kraak & Smaak setleriyle katılımcıları coşturacak. Kapılarını 21:00 itibariyle açacak olan Ghetto'da defile ise 22:30'da başlayacak.

Ayrıca KML Hava Yolları'nı da arkasına alan organizasyonda 2 kişiye Amsterdam uçak bileti hediye edilecek!

Bana da 3 çifte davetiye vermek düşecek. Bu davetiyeler ise Amsterdam'ı düşünüp kendisine neyi ifade ettiğini 6 Mayis'a kadar en güzel şekilde, bu yazının altına yorum bırakmak suretiyle açıklayana gidecek.

Hadi bakalım, Think Amsterdam!


Lizard'ın Notu: Yorumlarınız ile birlikte mail adresinizi de bırakmanız mümkün müdür acaba? Böylelikle daha kolay ulaşabilirim size?

21 yorum:

*STYLEBOOM* dedi ki...

amsterdam denince benim aklıma "bekarliga veda" geliyor cunku dugun oncesi kocacima arkadaslariyla gecirsin diye bi amsterdam-antalya bekarliga veda kiyagi yapmistim:))

bi de "kek":)) keke bayılan ve normalini bile yerken uçan ben bi de amsterdam yöresinden otlu kek alsam atmosferi deler geçer miyim acabaa?

brm dedi ki...

amsterdam denince benim aklıma "ozgurluk" gelıyor. gunumuzde tum modern ulkelerde ozgurluk vardır ama amsterdam ve hollanda bence bambaskadır. tabi bu ozgurluk rahatlıgın, eglencenın son asamada yasanması oluyor.

ayrıca sanatı da unutmamak lazım.

pplacebo@windowslive.com

Selim dedi ki...

arkadaşım gittiği bir amsterdam tatilinde cüzdanını kaybetmişti. içinde 200 euro ya kadar para kredi kartları ehliyeti vs. falan varmış. O kadar üzülmüştüm ki anlatamam. Ama o hala gülüyor ordaki eğlenceden bahsediyordu.

Nasıl bir kafaysa bende istiyorum :) haha.


selimb87@gmail.com

baisse dedi ki...

Yılbaşı gecesi Dam Meydanı'nında 1.000'lerce kişinin bir ellerinde içki şişesi, bir ellerinde havai fişekler, çılgınca eğlenmesi, insanların birbirini rahatsız etmesi bir yana herkesin birbirine sarılması, şampanyalar ikram etmesi:)

Adsız dedi ki...

eylül ayında gittiğinizde puslu havası gene avrupa işte dedirtir. aldığınız tourist information'dan bir nane anlamadığınızı anladığınızda da içinizi iyice bulutlar sarar. sonra bir bakarsınız puslu havaya da inat karanlık bir coffe shop'ta barda oturmuş keyifli keyifli cigaranızı tüttürüyorsunuzdur. hatta abartmış bi de barmenle tatlı tatlı konuşma telaşına düşmüşsünüzdür. yüzünüzde bir gülümse, kafanızda hafif uyuşma dışarı çıktığınızda acı gerçek gene sizinle. peki şimdi? amsterdama gidildiğinde yapılacak şey amsterdam olmaktır, içine girmektir, hissetmektir.özgürlüğün tadını çıkarmak, zaten her köşesinden bir turist yumurtlayan bu şehrin bütün nimetlerinden yararlanarak, ormanlarında kendinizi mantarınızla kırmızı başlıklı kız gibi hissetmektir. mutlak huzur ve özgürlük için : amsterdama yalnız gidilmesi tavsiye olunur.

aozgekaya@hotmail.com

Valerie dedi ki...

Bence Amsterdam büyük bir lunaparktan farksız.İçinde herkesin zevkine uygun bir eğlence mevcut.Gündüzleri bisikletle dolaşmak ,şehri keşfetmek geceleri ise bol bol eğlenmek..Boşuna Kuzeyin Venüsü dememişler onun için ,garip bir etkisi ve havası var gidenin üzerinde...Ayrılası gelmiyor insanın Amsterdam’dan.
valeriesrainbow@gmail.com

alis dedi ki...

Benim için Amsterdam üstünden ilham tüten bir şehir. Amsterdam'a gidip şu linkteki ( http://www.designspongeonline.com/2009/10/amsterdam-guide.html) tüm tasarım dükkanlarını gezmek istiyorum. Dünyada şehir dokusu, özgürlük ve tasarım aşkını bu şekilde buluşturan kaç şehir var ki? Çoğu insanı Amsterdam'ın eğlence ortamı etkiliyor ancak benim için orada bundan fazlası var, gitsem ve tasarımcı gözüyle orayı görsem aklıma fikirler hücum edecek, böyle hissediyorum:) Seyahat listemde uzun süredir ilk sırada fakat imkanlar biraz kısıtlı şimdilik :)

teapartywithalis@gmail.com

ElifKarahan dedi ki...

Tek kelimeyle "bisiklet şehri". Boyle bisiklet dostu başka bir sehir daha yok, benim icin en çok dikkat çeken şey bu olmalı, yollarda-şehir merkezinde bulunan bisikletli insanlar...
e_lif3@hotmail.com

Rachel Bensusan dedi ki...

Amsterdam, bisikletini alıp arabaların altında kalma tehlikesi geçirmeden saatlerce dolaşabileceğin, Stroopwaffel denen Dutch waffel'ını Albertheijn'dan alıp bir evin önüdeki yere çömüp insanları izleyebileceğin, kanalda müzik dinleyerek tekneyle gezebileceğin, biranı eline alıp saatlerce Vondelpark'ta oturabileceğin ve en önemlisi gerçek anlamda dilediğin kadar Özgür olabileceğin şehir !

rachelbensusan@yahoo.de

Adsız dedi ki...

Amsterdam; küçüklüğümden beri oraya ait hissettiğim ama hala görmeyi başaramadığım, hayaline daldığımda ruhumu kanatlandırıp uçuran, yüzümü ışıldatan bir şehir benim için...

ipenk@hotmail.com.tr

feyz dedi ki...

Amsterdam = Kanallar + red light district + caffee shops

özgecan dedi ki...

Amsterdam benim için burda hayallerine daldığım oraya gittiğim zaman ise tek bir saniyesini bile unutmak istemeyeceğim için ayık dolaşmayı arzuladığım yer. hayallerimin şehri. gerçek bir tasarım.

Ezgi dedi ki...

Vondelpark'ta yayilayarak kahvalti..Gun boyu bisikletle sehri gezmek..Puccini'den enfes cikolatalar almak..Leidseplein'de sokak gosterilerini seyrederek buzz gibi Heineken yudumlamak..Geceye Weber'de baslamak, Paradiso veya Melkweg'te devam etmek.

karayaziciezgi@gmail.com

d dedi ki...

Benim Amsterdam'ımı anlatan ilk kelime 'huzur'dur. Amsterdam'ı görmemişler ya da 2-3 gün turist olarak takılmışlar için bu akla gelen ilk şey olmayacaktır belki de...
orda geçen hayatımın en güzel 6 ayı içinde, insanların birbirine nasıl davranmaları gerektiğini, gösterişsiz nezaketi, sevecenlik ve samimiliği ben orda gördüm. sokaklarında her türlü özgürlüğe rağmen güvenle dolaşabilidiğim, kanal kıyısında ya da Vondelpark'ta otururken Alice'in Harikalar Diyarı'na göç ettiğim, en güzel arkadaşlıkları kurduğum, en eğlenceli zamanlarımı geçirdiğim yer Amsterdam.
ne yapıp ne edip tekrar orada yaşamak istediğim, kışların aslında ne kadar soğuk olabileceğini anladığım ama soğuk ve gri havanın insanlar üzerinde depresif etki yaratmasının kesin olamayacağının kanıtı Amsterdam.

benim en sevdiğim, en küçük fotoğrafından hangi sokak olduğunu çıkarabileceğim kadar iyi bildiğim, Avrupa'nın küçük huzur şehri, benim şehrim...

:)

Deniz
denizdemirtas@gmail.com

d dedi ki...

Benim Amsterdam'ımı anlatan ilk kelime 'huzur'dur. Amsterdam'ı görmemişler ya da 2-3 gün turist olarak takılmışlar için bu akla gelen ilk şey olmayacaktır belki de...
orda geçen hayatımın en güzel 6 ayı içinde, insanların birbirine nasıl davranmaları gerektiğini, gösterişsiz nezaketi, sevecenlik ve samimiliği ben orda gördüm. sokaklarında her türlü özgürlüğe rağmen güvenle dolaşabilidiğim, kanal kıyısında ya da Vondelpark'ta otururken Alice'in Harikalar Diyarı'na göç ettiğim, en güzel arkadaşlıkları kurduğum, en eğlenceli zamanlarımı geçirdiğim yer Amsterdam.
ne yapıp ne edip tekrar orada yaşamak istediğim, kışların aslında ne kadar soğuk olabileceğini anladığım ama soğuk ve gri havanın insanlar üzerinde depresif etki yaratmasının kesin olamayacağının kanıtı Amsterdam.

benim en sevdiğim, en küçük fotoğrafından hangi sokak olduğunu çıkarabileceğim kadar iyi bildiğim, Avrupa'nın küçük huzur şehri, benim şehrim...

:)

Deniz
denizdemirtas@gmail.com

Adsız dedi ki...

Amsterdam için triple X diyorum herkese herseye göre bir X'i var sehrin :)))

XXX

barans76@yahoo.com

Adsız dedi ki...

aklıma ilk gelen şey arkadaşımın orada bilmeden yediği marihuanalı kekleri :)))

mutu
ostekelipetty@hotmail.com

Moda Sanattır dedi ki...

Amsterdan deyince aklıma kırmızı ışıklar geliyor :) Bir de Madam Tusso... Kocaman sandviçler... lolipoplar...

oceania dedi ki...

Amsterdam çok ıslak bir şehirdir. Herkesin işten eve dönerken kadın erkek demeden iş kıyafetleriyle renkli bisikletlerine atlayıp, koltuk altına sıkıştırdıkları şarap şişesiyle pedal çevirmesi demektir. En soğuk havada bile bizler atkılara berelere sarılmışken, sevgili Hollandalı bayanlar ayaklarında stilettolarıyla salınırlar. Amsterdam biblo demektir, kendisi zaten bazen gri bazen renkli bir biblo gibi olan şehrin her köşesi, sevimli mi sevimli hediyelik eşyacılarla doludur. Hollanda'nın onca griliğinin arasında Amsterdam renk demektir, gençlerin kendini rahat ifade edebildiği bütün renklerde giyinebilmesi hatta her renkle saçla dolaşabilmesi kadar güzel ne vardır. Güneş açtığında boş olan sokaklar bir anda dolar, sanki herkes bu anı bekler çimler dolar, çocuklar koşturur, dondurmalar alınır, güneşin tavan yaptığı anda sere serpe yatılıp kitaplar okunur. Onca griliğin arasında Amsterdam bir portakaldır. Kendini gizler ama o aslında rengarenk, deli dolu, gecesi uzun, neşeli, bazen de yalnızsan melankolini paylaşan sana bisikletiyle eşlik eden şehirdir. Azıcık dışına çıksan bir değirmen sana eşlik eder, sana bir dostluk birası uzatır. Kanallarında gezdirir, yağmur yağdığında sana binbir renkte yağmurluk verir. Gökkuşağı rengini de benimser Amsterdam, özgürdür burada herkes. Yaptıkları seçimlerle, insanlara hakaret edilmez, önyargıdan arınılır. Kısacası insan olma yeridir Amsterdam!

oceania dedi ki...

Ben demin yorum bıraktım "oceania" olarak mail adresim de pinarsum@gmail.com
yazmayı unutmusum altına:)

The Lizard Queen dedi ki...

davetiyeler sahiplerini buldu. sectigim kisilere mail attim. tesekkurler katilan herkese:)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...