Alexa Chung etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alexa Chung etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Temmuz 2011 Cuma

TREND QUEEN: Satchel Çantalar


Hem çok kullanışlı, hem de gereğinden fazla şık oluşu (ki bu iki özellik kolay kolay yan yana gelmez) sebebiyle satchel çantalar, çok uzun zaman önce kalbimi fethetmişlerdi zaten. Ama Cindrella Under the Umbrella, muhteşem yeşil satchel çantasıyla Stil Günlüğü’ne konuk olunca bu çantalarla ilgili bir yazı yazmak da farz oldu. Ne zamandır aklımda olan bir yazı, Cinderalla Under the Umbrella’nın tetiklemesiyle işte karşınızda.

Satchel çantaları biz daha çok içine kitaplarımızı koyduğumuz okul çantaları olarak tanıdık. Ama aslında kendileri 19. yüzyılda J. G. Beard tarafından tasarlanan ve tasarımcının William Ewart Gladstone’a olan hayranlığından ötürü Gladstone adını verdiği el bavullarının küçüğü oluyor. Biraz daha geriye gidecek olursak da Romalı lejyonerlerin kullandıkları ve loculus adını verdikleri bir çanta olarak karşımıza çıkıyor. Loculus Latincede küçük yer anlamına gelmekteymiş.


Satchel çantaların bir aksesuar olarak popüler olmaya başlaması ve moda sahnesine çıkması 17. yüzyılda gerçekleşiyor ve o zamandan beri de asla ortadan kaybolmayarak varlığını bir şekilde sürdürmeyi başarıyor. 20. yüzyıla ise hepimizin bildiği haliyle, yani okul çantası olarak damgasını vuruyor.


Bu çantaların asıl amacı eşyalarımızı taşımak ve her şeyi tek bir yerde toplamak olsa da zaman içinde mutasyona uğruyorlar ve çok çeşitli boyutlarda üretilmeye başlanıyorlar. İnce bir kitap büyüklüğünde olanlar bile piyasaya çıkıyor. Ama özellikle büyük satchel çantalar, benim kendi uydurduğum bir terim olan kaplumbağa kadınlar için birebir. Kaplumbağa kadınlar; makyaj çantası, güneş gözlüğü, parfümü, kitabı, cüzdan ve telefonu, nemlendirici kremi, ajandası, ıslak mendili ve pek tabii ki anahtarları yanında olsun isterler. Bunlar en temel ihtiyaçlarıdır ve bir nevi çantaları evlerinin minyatür halidir. Yani evlerini de yanlarında taşımak isterler. Yukarıda saydıklarımın hiçbiri küçük çantalara sığmayacağından, elde spor çantası gibi kaba bir çanta da taşımak istemiyorlarsa, büyük satchel çantalar bu kaplumbağa kadınlara ilaç gibi gelebilir.


Alexa Chung

Satchel denince Alexa Chung ilk akla gelen isimlerden biri. Mulberry’nin kendisinin tarzından esinlenerek tasarladığı ve Alexa adını verdiği bir satchel çanta bile mevcut.

Indiana Jones

Satchel çantasını asla üzerinden çıkarmayan Indiana Jones'u da unutmamak gerek.

Peki bu güzelim çantaları nerelerde bulabiliriz? İşte birkaç öneri:

Proenza Schouler

Proenza Schouler:

Derseniz ki "Para sorun değil. Bir çantaya 1000-2000 veririm, nedir ki yani", o zaman Proenza Schouler tam size göre. Ben özellikle yeşil olanını çok seviyorum. (www.net-a-porter.com)

Asos

Asos:

Asos, satchel çantalar konusunda oldukça zengin bir site. Çok uygun fiyatlara çantalar bulunabiliyor. Üstelik kargo parası da ödemiyorsunuz. (www.asos.com)

Cambridge Satchel

Cambridge Satchel:

Kesinlikle en sevdiğim satchel çantalar bunlar. Kırmızıdan yeşiline, sarısından moruna, kahverengisinden pembesine hepsinden birer tane istiyorum. Fiyatları çantanın boyutuna ve rengine göre £74-£117 arasında değişiyor. (http://www.cambridgesatchel.co.uk)

23 Temmuz 2011 Cumartesi

Moda Tabularını Yıkıyoruz

Doğduğumuzdan beri bizlere birtakım şeyler öğretiliyor. Bu öğretilen şeylerin bazıları bilinçaltımıza öyle bir işliyor ki; aslında başkalarının fikirlerini kendimizinkiler sanıp, sahiplenip, sorgulamadan körü körüne inanıyoruz. Hangisi gerçekte bizim düşüncemiz, hangisi bize dikte edildi, tam olarak kestiremiyoruz. Bütün anlam veremediğimiz önyargılarımız, tabularımız da işte böyle oluşuyor. Bu konuyu hayatın her alanını tek tek ele alarak inceleyebiliriz. Ama burası bir moda blog’u olduğundan, hadi hep beraber işin bu kısmını masaya yatıralım.

Söz konusu moda olduğunda da bize birtakım şeyler ‘asla’ olarak öğretildi ve bu ‘asla’lara çoook uzun bir zaman, değersek yanarız korkusuyla, elimizi dahi sürmedik. Şimdi aşağıya modaya dair bazı kemikleşmiş tabuları ve bu tabuları ‘neden olmasın’lara çeviren görüntüleri sıralayacağım. Muhtemelen çoğunu denemeye bile yeltenmediniz, ama bir şekilde asla olmayacağını da biliyorsunuz. Dediğim gibi; çünkü böyle öğretildi.

Hadi şimdi öğretilenleri bir kenara bırakalım, hep beraber tabularımızı yıkalım.

Pembe ile Kırmızı Bir Arada Asla!





Tabuların en başında pembe ile kırmızının bir arada asla giyilemeyeceği geliyor. Giymeyi bırakın, pembe renkli bir elbise giydiğimizde kırmızı rujdan bile feragat etmemiz gerekiyor. Gerçi Gwen Stefani’nin saçlarının pembe olduğu dönemlerde kırmızı rujundan asla vazgeçmemesine hep gıpta ile bakmış, ama yine de kendimde uygulamaya cesaret edememiştim. Şahsen ben ikisinin bir arada olamayacağına o kadar inandırılmışım ki, bir kez olsun denemeye dahi teşebbüs etmedim. Ama şimdi yukarıdaki fotoğraflara bir bakın. Resmen yıllarca kandırılmışız, resmen oyuna gelmişiz! Özellikle toz pembe ile parlak kırmızı rengin siyah aksesuarlarla kombinlenmesi sonucu ortaya çıkan görüntü tek kelimeyle muhteşem. Hemen bu tabuyu yıkıyoruz, hemen.

Siyah ile Kahverengi Yan Yana Duramaz!





Bir başka renk tabusu daha: Siyah ile kahverengi birlikte giyilemez. Ama gelin görün ki bu da külliyen yalanmış. Doğru parçalar seçildiği takdirde pekala gül gibi geçinip gidebiliyorlarmış. Sadece siyah ve kahverengi olarak kombinlenebileceği gibi, bu iki rengin yanına bej, kırmızı, gri, beyaz gibi renkler de eklenebilirmiş ve böylelikle ortaya çıkan sonuç göz kamaştırıcı olurmuş. Özellikle kıyafeti siyah ağırlıklı seçip, kahverengiyi çanta ve ayakkabı gibi aksesuarlarda ön plana çıkarmak bırakın uyumsuzluğu, aksine müthiş bir uyumu da beraberinde getiriyormuş. Yani kısacası yıllarca aldatılmışız. Bunu da bu yüzden acilen yıkıyoruz.

Kısa Boya Uzun Elbise Olmaz!




Şüphesiz ki Oscar, Golden Globe ya da Grammy gibi ödül törenlerinin en güzel ve en heyecan verici kısmıdır kırmızı halı. Uzun elbiseler ise kırmızı halının olmazsa olmazıdır. Peki bütün bu şarkıcılar ya da oyuncular çok uzun oldukları için mi giyebiliyorlar bu elbiseleri? Kesinlikle hayır! Yukarıda fotoğrafları bulunan Natalie Portman, Kylie Minogue ve Eva Longoria’nın boyları sırasıyla 1.60, 1.52 ve 1.57 ama yine de yerlere kadar uzanan elbiseleri içinde harika gözüküyorlar. Gelin görün ki uzun elbiselerin kısa boyluları daha da kısa gösterdiği rivayeti yüzünden birçoğumuz ne kadar istesek de bir türlü giymeye cesaret edemedik. Çok değil, 1-2 hafta önce bir arkadaşım kısa boylu olduğu için uzun elbise giymeyi tercih etmediğini söyledi. Oysaki doğru elbise seçildiği takdirde olduğunuzdan daha uzun bile gözükebilirsiniz. Demek ki neymiş, bu da yıkılması gereken tabulardan biriymiş.

Açık Ayakkabının İçine Çorap Giyilmez!





Birkaç sene öncesine kadar açık ayakkabının içine giyilen çorap; zevksizliğin, moda anlayışından yoksunluğun bir göstergesiydi ve kesinlikle dalga konusuydu. Ama son birkaç senedir gerek podyumlarda, gerekse sokak modası blog’larında karşımıza çıkan bu görüntü, gözümüzün alışmasına, hatta bu akıma sempati duymamıza neden oldu. İçlerimizden bazıları bu akımı hemen benimseyip uygulamaya başladı ve çok sevdi, bazıları denedi ama yine de geçmişten kalan önyargıları yüzünden tam emin olamadı, bazılarımızsa hala denemeye cesaret edemiyor. Kate Moss, Chloe Sevigny, Alexa Chung gibi modaya yön veren isimlerin de açık ayakkabı içine muz ya da soket çorap giyerek kıyafetlerini tamamladıkları düşünülürse, bizim denemememiz için ortada hiçbir sebep yok. Bu yüzden içinizde hala bu tabuyu yıkmayan kalmışsa hemen yıksın lütfen.

Ayakkabı ile Çanta Uyumlu Olmak Zorunda!





Bu, gelmiş geçmiş en köklü moda kurallarından biri. Yıllarca nesilden nesile aktarılması sonucu öyle bir içimize işledi ki, genetiğimize kodlanmış gibi bu kuralı bilerek dünyaya geliyoruz. Halbuki çok fazla eşleşme her zaman sıkıcıdır. Geçenlerde Fransız kadınlarının çanta ve ayakkabılarını asla eşleştirmediğine dair bir yazı okumuştum. Devamında da şöyle diyordu: Çünkü 30’dan sonra çanta ve ayakkabılarınızı hala eşleştirmeye çalışıyorsanız, yaşınıza bir 10 sene daha eklemelisiniz.

Çanta ve ayakkabıların uyumsuzluğu kesinlikle stili sıkıcı olmaktan kurtarıyor. Buradaki en önemli nokta uyumsuzluk içinde uyumu yakalayabilmek. Çantayı ya da ayakkabıyı üzerimizde hiç olmayan bir renkten seçerek yarattığımız kontrast, kıyafetin havasını tamamen değiştiriyor. Neon renklerdeki bir çanta ya da ayakkabı seçimi ise hem iddialı, hem de oldukça şık gözüküyor. Yani ikisini birbirine uyduracağız diye kaybolan yıllarımıza yazık. O halde n’apıyoruz? Bunu da bir güzel yıkıyoruz.

10 Mart 2010 Çarşamba

TREND QUEEN: To Clog or Not To Clog ?!

Aman Yarabbim! Daha neler! Sen de mi geri döndün Brütüs? Sırada ne var? Scrunchie’ler mi? (Şu üzeri kumaşla kaplı, rengarenk, kocaman, kaba tokalar!) Yok artık!

Yıllar içerisinde şekilden şekile girmiş birisi olarak, söz konusu moda olduğunda “asla” dememeyi tükürme-yalama yöntemiyle öğrenmiş olduğumdan asla demeyeceğim. Ama üzerinde epey bir düşüneceğim.

Cloglar bu seneki tüm defileleri süslemekle kalmadı, sokaklara da düştü, aramıza da sızdı, her yere yayıldı. 70’li yıllarda oldukça popüler olan bu tahtadan takunyamsı ayakkabılar bu sene aniden geri dönerek beni Mc Hammer tarzı şalvar pantolonların dönüşünden bile daha fazla şaşırttı. (belki biraz abartmış olabilirim) Geldi de ne kadar kalır, geçici bir heves midir, Ugg virüsüyle aynı cinsten midir, orası henüz muamma. Taşıyıcı Eda Taşpınar henüz bunlardan giyip de bu virüsü Türkiye’ye de bulaştırmış mıdır bilemem ama bu sene oldukça karşımıza çıkacağı kesin.

Peki bunu gerçekten yapacak mıyız? Alıp da giyecek miyiz, yoksa gece Bülent Ersoy’u görmüşçesine arkamıza bakmadan kaçacak mıyız?

Dior
Miu Miu
Marc Jacobs

Chanel
Chanel
Mary Kate Olsen
Alexa Chung

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...