Karl Lagerfeld etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Karl Lagerfeld etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Haziran 2011 Pazartesi

Kırma Zincirlerini

Normalde bir öğüt olarak yukarıdaki başlıkta yazanın tam tersinin verildiğini biliyorum. Lakin konu moda olunca işler değişiyor. Bir aksesuar olarak zincir, özellikle Mademoiselle Chanel ikonik zincirli çantası Chanel 2.55’i tasarladığı günden beri hayatımızda önemli bir yer teşkil ediyor. Gerek kıyafet detaylarında, gerek kolye, küpe, kemer, bilezik gibi aksesuarlarda sürekli karşımıza çıkıyor ve kıyafeti tamamlama konusunda mühim bir görev üstleniyor. Yalnızca bu da değil; gözlüklerde, hatta ve hatta fotoğraf makinesi askılarında bile artık kendisine rastlamamız mümkün. Nasıl mı?



Susie Bubble ve Mr. Street Peeper

Teen Vogue Aksesuar Editörü Sarah Frances Kuhn; lomo’ların son derece popüler olduğu, sokak fotoğrafçılığının iyice değer kazandığı, stil blog’larının büyük kitleler tarafından takip edildiği şu dönemlere oldukça yakışır, harika bir fikirle ortaya çıkıyor; fotoğraf makineleri için klasik ve sıkıcı askılara bir alternatif olarak rengarenk ve zincir askılar tasarlamak. Sarah, adıyla aynı ismi taşıyan markası için 2010 yılından beri zincir fotoğraf makinesi askıları tasarlıyor. Bu askıların fiyatları $45 ile $125 arasında değişiyor ve dünyanın her yerinden sipariş vermek mümkün. Aralarında Face Hunter, Susie Bubble, Tommy Ton, Mr. Street Peeper gibi ünlü blogger ve sokak fotoğrafçılarından esinlenerek tasarlanmış zincir askılar da var.





Claudia Schiffer’ın yüzü olduğu Chanel Eyewear Fall 2011 Prestige Collection’da zincirler bu sefer de gözlüklerimizi süslüyor. Chanel 2.55’in askısından ilham alınarak tasarlanan, zincir ve derinin bir arada kullanıldığı gözlüklerin aviator, butterfly, cat-eye ve oversized film-star square lenses gibi modelleri bulunuyor.

Bu da Karl Lagerfeld'in ellerinden çıkan koleksiyonun tasarım sürecinin anlatıldığı video:



Fotolar: Trendland, SFK

6 Ekim 2010 Çarşamba

Kışkışlama Kışı.

Kış gelmiş, hava soğukmuş, insanlar mutsuzmuş. Hatta bu kış son 1000 yılın en soğuk kışı ile karşılaşacakmışız. Ne yapacakmışız? Şikayet… Şikayet… Kış bu kadar kötü bir şey mi? Bence değil, hiç değil.

Kış, kahve ile sigaranın beraber içilebildiği güzel sabahların mevsimi. Hele bir de kar yağıyorsa, elinde güzel bir kitap, cam kenarına tüneyip de dışarıyı izleme mevsimi. Anneye ya da anneanneye örmesi için sipariş verilen kazakların mevsimi. Rengarenk atkıların, çorapların, berelerin hakkını verme mevsimi. Salep ve bozanın mevsimi!  Bir de sokağınızdan “Bozaaaacııı!” diye bağıran bir bozacı geçecek kadar şanslıysanız, nostaljilerin, çocukluğun mevsimi. Üşüyen ellerin mevsimi. Üşüyen elleri ısıtacak sevgilinin değerini daha iyi anlama mevsimi. Yorgan altında, kedinizle yanak yanağa izlenen filmlerin mevsimi. Sıcak şarabın yanında yenilen mis gibi tarçınlı kurabiyenin mevsimi. Botseverler Derneği üyelerinin favori mevsimi. İstiklal Caddesi üzerinden alınan kestanelerin mevsimi. Buz gibi bir havada bir anda beliren kış güneşi sayesinde ufak şeylerle de mutlu olunabileceğini anlama mevsimi. Üflemeden püflemeden ütü ve yemek yapabilmenin, çalışabilmenin mevsimi. Ha bir de yaza dair planların yapıldığı, tatil hayallerinin kurulduğu mevsim; hayal mevsimi.

“Kış! Kış!” deme kışa, kışkışlama, bırak gelsin. Hoş gelsin.

Harper's Bazaar US Ekim 2010 "The Big Chill"
Fotoğrafçı: Karl Lagerfeld, Model: Abbey Lee Kershaw, Sebastian Lund, Styling: George Cortin



Fotolar: Fashionising

18 Mayıs 2010 Salı

Vanessa Paradis Sendromu

Şimdi baştan anlaşalım. Vanessa Paradis'yi sevmiyoruz. Bir kere dişleri ayrık, hem kısa, kara kuru bir şey. Sesi de öyle ahım şahım değil. Ne müzikte başarılı ne de beyaz perdede. Güzellik mevzusuna gelince onu tartışmayacağım bile. Kıskançlık falan değil, gerçekten düşüncelerimi söylüyorum. Yoksa vakti zamanında Lenny Kravitz ile gönül eğlendirmesinin, ardından Johnny Depp'i tamamen kapatıp üstüne de peş peşe çocuk yapmasının, St. Tropez gibi bir yerde yaşamasının, Chanel'e durup durup modellik yapmasının, Karl Lagerfeld'in son gözdesi olarak onu seçip habire fotoğraflamasının bunlarla hiçbir ilgisi yok. Vallahi yok.

Bugün öğrendim ki Lagerfeld ile yine bir araya gelmişler, Madame Figaro için el ele vermişler, bir fotoğraf çekimi gerçekleştirmişler. Üstüne üstlük de konsept olarak Edie Sedgwick ve Andy Warhol'un "The Factory"'sini seçmişler. Vanesssa'yı da benim bayıldığım Eddie haline getirmişler. Yok olacak iş değil, bu kadarını kabul edemeyeceğim. Benzese içim yanmayacak. Hem bu kadın bir de Fransız, dolayısıyla Fransızca da şakıyor. Fransız sevmem ben, Fransızcayı da sevmem, konuşanı ise hiç sevmem, toptan sevmem.

Yok, yok. Vallahi kıskançlık değil, billahi değil.

Madame Figaro Mayıs 2010 "Factory Story"
Fotoğrafçı: Karl Lagerfeld, Model: Vanessa Paradis

Fotolar: Fashion Gone Rouge

1 Mayıs 2010 Cumartesi

Humor Chic: Modayı Biraz Ti'ye Alsak?

Mizah ne de güzel şeydir. Olayları komiğe vurup ardına derin mesajlar saklamak ne de ince iştir!

Mizahın en büyük kaynağı da hiç şüphesiz siyasettir. Ama pekala moda da olabilir. Çünkü moda dünyası da aslında içinde birçok yalanın, çelişkinin, göz boyamanın yer aldığı bir illüzyon değil midir?

Bir resmin birçok kelimeden daha çok şey anlattığına gönülden inanan, aynı zamanda moda tasarımcısı da olan illüstratör Alexsandro Palombo, oluşturduğu Humor Chic adlı blog'u vasıtasıyla inceden inceye moda dünyasının önemli isimlerine gönderme yaptığı çalışmalarını bizlerle paylaşıyor. Üstelik çoğu zaman yanlarına Barack Obama’yı da eklemeyi ihmal etmiyor. Marc Jacobs-Lorenzo Martone evliliği, Terry Richardson’ın çocuk yaştaki modellere cinsel tacizde bulunduğu dedikoduları ve Marc Jacobs’un bunun üzerine çıkıp Terry Richardson’ı savunması, Lindsay Lohan’ın Emanuel Ungaro’daki kısacık kariyeri ve bunun gibi moda dünyasındaki tüm çalkantılar Palombo’nun konusu haline gelebiliyor.

Alexsandro Palombo moda dünyasını oldukça komik ve eğlenceli bir hale getirirken sanki bir miktar da büyüsünü bozuyor mu ne?

Lizard’ın Vurgulu Notu: Humor Chic takibe alınsın, her gün bakılsın.

Marc Jacobs-Lorenzo Martone evliliği
...ve Karl Lagerfeld porno film sevdiğini ve izlediğini itiraf eder.
Marc Jacobs, Albert Elbaz, Donatella Versace ve Karl Lagerfeld'den oluşan bir rock grubu
Hayvan hakları savunucusu vejetaryan Stella McCartney'nin Adidas için tasarladığı ayakkabı koleksiyonunda kanguru derisi kullanıldığını biliyor muydunuz? Ya da Stella McCartney markasının da bağlı bulunduğu PPR Gucci Group'un  sahibinin karısı Madame Maryvonne Pinault'un Stella McCartney 2010/2011 kış defilesini en önden kürk paltosuyla izlemesi sizce de biraz ironik değil 
mi?
Küçük yaştaki toy modelleri bazı fırsatçılardan koruyabilmek için Palombo'dan Anna Wintour'a bir öneri: Örnek olup 18 yaşından küçük modelleri dergide kullanmasan, hatta bizzat kendini kapağa koysan? Eline de bir dondurma alsan?
Bir mesaj da Carine Roitfeld'e...
Anna Wintour, Carine Roitfeld ve Terry Richardson'ın 3 kişilik aşkı...
Terry Richardson'a Marc Jacobs'tan tam destek...
Lindsay Lohan, Ungaro'dan sonra bu hale düşer...
Fotolar: Humor Chic

27 Nisan 2010 Salı

Önüm Arkam Sağım Solum Lagerfeld

Bay “Ne İstersem Oyum” Karl Lagerfeld. Bay “Yaptım mı Tam Yaparım” Karl Lagerfeld. Ya da sadece Karl Lagerfeld?

Gün geçmesin ki Karl Lagerfeld beni, seni, onu şaşırtmaya devam etmesin. Tasarımcı kimliğinin yanı sıra üzerine giyinmiş olduğu çok şık fotoğrafçı elbisesi, Coca-Cola Light şişelerini baştan yaratarak karşımıza çıkması, hatta sadece 30 tane üretilen dünyanın en pahalı kasasını tasarlaması ve niceleri… Hayır o değil, yaratıcılığın sınırı yok elbette. Ama hangi zaman diliminde yaşıyor, hepsine nasıl yetişiyor, ben onun merakı içindeyim. Gerçi ben zaten onun senin benim gibi olmadığına daha önce yazdığım bir yazıda (tık) kesinlikle ve kesinlikle kanaat getirmiştim.

Lagerfeld'in Dottling firması için tasarladığı $339,000 değerindeki kasa

Sadece bunlar da değil. Kendisi müzik sektöründe bile her an karşımıza çıkabilir. Tıpkı SomethingALaMode’un Rondo Parisiano isimli videosunda olduğu gibi. Aslında bu ilk SomethingALaMode ve Lagerfeld çalışması değil. Sıkı Chanel takipçileri iyi bilirler; Thomas Roussel ve Yannick Grandjean’dan oluşan bu grup 2010 Chanel Curise defilesinin müziklerini hazırlamak için seçilmiş ve Venedik’te gerçekleşen bu defilede canlı olarak çalmışlardı:

Chanel Cruise 2010 Part 1
Yükleyen BattyMio. - YaÅ�am, moda ve 'kendin yap' videolarına göz atın.

Chanel Cruise 2010 Part 2
Yükleyen BattyMio. - YaÅ�am, moda ve 'kendin yap' videolarına göz atın.


Karl Lagerfeld’in kendisinin de bizzat hayranı olduğu bu grup cidden çok başarılı. Özellikle çello ve keman tınıları sevenler henüz tanışmadılar ise Karl Lagerfeld’li bu videoları ile birlikte kendilerine “Merhaba!” diyebilirler:

Something A La Mode Feat Karl Lagerfeld [2009]
Yükleyen ZapMan69. - Öne çıkan müzik videolarını izleyin.


Evet, önümüz, arkamız, sağımız, solumuz Karl Lagerfeld doludur. O bizi sürekli sobeler de durur.

Foto: Luxuo

4 Nisan 2010 Pazar

Karl Who? Bob Qui? Lizard Who?!?

Ali Şen’in dediği gibi bir gün herkes Fenerbahçeli olacak mı olmayacak mı tartışılır. Ama ben diyorum ki bir gün herkes Karl Lagerfeld olacak!

Canımız Sponge Bob olmuş bile. “Karl Who?” dan sonra “Bob Qui?” ile tanışınız hadi.

Ben de “Lizard Who?” olarak yakında piyasaya sürüleceğim. Kuyruğumu da Chanel’in altın zinciriyle dolayacağım. Beklemede kalın.

26 Mart 2010 Cuma

Fashion in Disneyland

Modada yaş giderek düşüyor biliyorsunuz ki. Dünyanın en ünlü moda bloggerı, defilelerin baş davetlisi Tavi kızımız henüz 13 yaşında mesela. 4 yaşındaki Suri ise topuklu ayakkabılarla ortalıklarda dolandığı için annesi Katie Holmes'u ağır eleştiriler altında bıraksa da şimdiden moda ikonları arasında gösterilmeye başlandı bile. Abarttığımı sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. İsterseniz internette adını yazıp şöyle bir arattırınız ya da ona üşenirim derseniz şu sıralar Coco Perez'in sitesine bir bakınız. Ayrıca neden olmasın ki? Kaçınız şu yandaki resimde olduğu gibi $322 'lık bir Susan Farber çantayı koluna takıp da boy gösterebilmiş bugüne kadar?
Çok değil, iki gün önce de 90'lardaki Melrose Place dizisinden hatırlayacağımız Heather Locklear ile Bon Jovi'nin gitaristi Richie Sambora'nın 12 yaşındaki kızı Ava Sambora da Los Angeles Moda Haftası'nda podyumlarda salınıyordu.

Nasıl oldu da çocuklar ne bileyim bahçeye çıkıp sek sek oynamak, top peşinde koşmak, çizgi film izlemek yerine moda duayeni oldular? Onları bu kadar göz önüne sermek ve ortalıkta dolaşan küçük kadınlar yaratmak ne kadar doğru tartışılır.

Ama madem çıta bu kadar aşağı indi, o zaman neden Karl Lagerfeld karşımıza Goofy, Marc Jacobs Donald Duck, Donatella Versace Daisy olarak çıkmasın? Neden Peter Pan Tinkerbell'i koluna takıp da Galliano defilesine katılmasın?

Elle İspanya Nisan sayısında bütün bu moda üstatları karşımıza birer çizgi film kahramanı olarak çıkıyor. Ulrich Schröder tarafından hazırlanan La Moda Animada(İspanyolca'da neşeli demek) adlı bu seri gerçekten de çok neşeli. Siz de 5 yaşındayken bunu görseydiniz annenize Chanel nedir, ne değildir diye sormaz mıydınız? O da muhtemelen şu yanıtı verirdi: ''Chanel içinde bir sürü şekerlemeler bulunan bir dükkandır yavrucuğum.''

Anne Bizi Chanel'e götür.

28 Kasım 2009 Cumartesi

Karl Lagerfeld Neyle Yaşar?

Karl Lagerfeld hiç uyur mu acaba? Ya da ne bileyim bizim yaptığımız şeyleri yapar mı? Hiç bir şarkıda duygulanıp ağlar mı salya sümük ya da birisine bağıra çağıra o şarkıyı söyler mi? Hiç evin tozunu almış mıdır misal? Hiç üzerine bulaşık önlüğünü geçirip bulaşık yıkamış mıdır? Çöpü dışarıya çıkarmış mıdır? Gece yatarken o takım elbisesini ve yüksek yakalığını üzerinden atıp o da bizim gibi pijamasını giyiyor mudur? Ya da diyorum ya, o hiç uyuyor mudur?

“Kimse için gerçek olmak istemiyorum, kendim için bile.” gibi bir laf etmişti kendisi. Sizce de bunu çok iyi başarmıyor mu? Brad Pitt’in vakti zamanında tavuk kostümü giyip broşür dağıtması aklıma yatıyor ama Mösyö Lagerfeld’i biz sıradan canlıların yaptığı sıradan işleri yaparken bile düşünmek imkansız.


O öyle… Saçları hiç uzamıyor, sakalları hiç çıkmıyor. O hiç kirlenmiyor, bu yüzden hiç yıkanmıyor. Hiç yemiyor, hiç tuvalete gitmiyor. Hiç uyumuyor, bu yüzden hiç pijama giymiyor. Sadece yazıyor, çiziyor, düşünüyor, yaratıyor, yaratıyor ve yaratıyor….

Numéro Dergisi’nin Eylül 2009 sayısı. Konsept Room Service Couture. Lara Stone, Heidi Mount ve Baptise Giabiconi model, Karl Lagerfeld fotoğrafçı. Zaten Baptiste’i pek bir seviyor. Daha önce yine böyle soyup topuklu ayakkabılar giydirip fotoğraflamıştı kendisini. Lara Stone ise eşittir karizma. Vanessa Paradis ile alışmaya çalıştığımız ayrık dişleri onunla pek bir sevdik. Kaş inceymiş, kalınmış tartışmasına da Lara’dan son nokta: Artık sayesinde kaşsızlık mübah.

fotolar: Fashionising
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...