aksesuar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aksesuar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2012 Çarşamba

HEDİYE: Loopie Love'lanmak İster Misin?


Bazı şeylere olumsuz önyargılarınız olabileceği gibi, olumlu önyargılarınız da olabilir. Mesela benim gibi adı Loopie Love olan bir şeye karşı daha en başından büyük bir sempati duyabilirsiniz. Ürünlerinin adından da güzel olduğunu görünce de sıkı bir arkadaşlığın temellerini atabilirsiniz.


Loopie Love, Louise Iversen tarafından kurulan Danimarkalı bir aksesuar markası. Gümüş ve altın kaplamalı yüzük ve küpeleri, yıldızlı deri bileklikleri ile kolyeleri pek bir meşhur. Beymen Blender, Harvey Nichols, Brandroom ve enmoda.com’da bulabileceğiniz Loopie Love’lar, birçok ünlü ismin de tercihi aynı zamanda.


Peki sen de Loopie Love’lanmak ister misin? O zaman çok doğru bir yerdesin. Çünkü bir şanslı Lizard Queen okuyucusu Loopie Love’dan yukarıda fotoğraflarını da görmüş olduğun bir adet gümüş kaplama yaprak formlu yüzük ve bir adet gümüş kaplama minik yıldız küpe kazanacak. Bunun için ne yapman gerektiğine gelince:

  • Blog’un Google Friend Connect üzerinden izleyicisi ol.
  • Facebook sayfamı ve C79’un Facebook sayfasını (Loopie Love Türkiye temsilcisi) beğen.
  • Bu yazının altına yorum bırak. Mail adresini de yazmayı unutma.

Bu kadar. J Çekilişe son katılım tarihi 23 Haziran Saat 23:59’dur. Kazanan kişi, random.org üzerinden yapılan bir çekilişle belirlenecektir.

Herkese iyi şanslar! J

Veee kazanan Rüzgara Dogru oldu. Tebrikler!

Fotolar: Gizem Dalyan

20 Nisan 2012 Cuma

KAŞİF QUEEN: Ginger'ın Rengarenk Dolabı


Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane”nin biraz daha farklı versiyonuydu bizimkisi. Zeynep Altınç’ın muhteşem ayakkabılarına bakmak için gittiğim Cassette Butik’ten elimde bir çift ayakkabı ve kafamda uçuşan onlarca güzel yaka ile çıktım. Nerden çıkmıştı bu yakalar, yeniler miydi yoksa ben mi geç kalmıştım keşfetmek için, kimdi tasarımcısı? Kafamda sorular, sorular...


İşte böyle tanıştım Ginger’s Wardrobe ve yaratıcısı İnci Erdem ile. Mimar Sinan  Güzel Sanatlar Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü’nden mezun olan İnci, ardından İtalya’ya giderek ayakkabı ve aksesuar eğitimi alıyor. Geri döndüğünde ise Ginger’s Wardrobe’u yaratıyor ve pek eğlenceli, pek enerjik aksesuarlar tasarlamaya başlıyor.


İnci’nin yakınlarının kendisine taktığı isimmiş Ginger. Adını bu takma isimden alan Ginger’s Wardrobe çok ama çok yeni bir marka. Biz yaptığımız çekimde sadece yakaları kullandık ama markanın en az yakalar kadar dikkat çekici gömlekleri de var ve çok yakında ayakkabıları da görücüye çıkacak. J


Ginger’s Wardrobe; Kumpanya62, Casette Butik ve Lazy Butik’te satışta. Çok yakında Bilstore’da da karşınıza çıkabilir. Bir an önce gidin, tanışın ve Ginger’s Wardrobe tarafından yaka’lanın.

Model: Gözde Kınalı
Fotoğraflar: Gizem Dalyan

24 Mart 2012 Cumartesi

KAŞİF QUEEN: Fashion@EYE: Bir Gözlük Cenneti

Oralarda bir yerlerde güneşin artık kendini bonkörce sergilemesine en çok bir çekmece dolusu güneş gözlüğünü takabilecek oldukları için sevinen küçük koleksiyoncular var, biliyorum. Yine oralarda bir yerlerde “Ne varsa eskilerde var” diyen, orijinal ve eşsiz parçaların peşine düşen keskin vintage avcıları da var, biliyorum. Onları çok iyi anlıyorum; çünkü gözlük ve vintage, iki vazgeçilmez tutkum. Peki ya bu ikisi tek bir çatı altında toplanırsa?



Fashion@EYE’ın Fransız Geçidi’ndeki pop-up mağazası, gözlüklerin harikalar diyarı. Gittik, gördük, çekim yaptık, bayıldık, aklımızı en az 3 gözlükte bıraktık, bahar alışverişi listemizin en tepesinde kendilerine yer ayırdık.


Türkiye’nin ilk gözlükçülerinden olan Mehmet San’ın oğlu Hakan San, babasının bugüne kadar sattığı gözlüklerin numunelerini saklamak suretiyle oluşturduğu muazzam koleksiyondaki eşsiz parçaları bu pop-up mağazada bizlerle buluşturuyor. Christian Dior, Yves Saint Laurent, Silhouette gibi pek çok markanın rüyalara girecek güzellikteki gözlüklerini burada bulmanız mümkün. Gözlüklerin en önemli özelliklerinden biri ise kullanılmamış olmaları. Evet yanlış duymadınız; hem vintage, hem de hiç kullanılmamışlar!


Garanti veriyorum: Kararsız kalacaksınız. Birbirinden güzel gözlük çeşitlerinin arasında “Hangisini alsam?” diye soğuk terler dökeceksiniz. Ama neyse ki Hakan San, nam-ı diğer Gözlük Gurusu orada. Gözlüklerle iç içe büyümenin kazandırdığı tecrübe ve hissiyat sayesinde size en uygun gözlüğü anında bulup çıkartıyor. Ayrıca yüz şekline göre gözlük tipi kurallarını yıllardır duymama rağmen asla uygulayamayan ve sadece beğendiği gözlüğü alan bendenizi haklı çıkarırcasına şöyle diyor: “Yüz şekline göre gözlük diye bir şey yok aslında. Sana yakışan gözlük, senin beğendiğin ve taktığında kendini rahat hissettiğin gözlüktür.”


Fiyatları 80-400 TL arasında değişen bu gözlükler Mayıs sonuna kadar Fransız Geçidi’nde. Sonrasında nerede olacak diye merak edenler, Fashion@EYE’ın blog’unu ve Twitter’ını takip edebilirler.

Bol güneşli ve bol gözlüklü günler!

Adres: Fashion@EYE Pop-Up Shop @Lab İstanbul Fransız Geçidi, Karaköy 

Model:Gözde Kınalı, Fotoğraflar: Gizem Dalyan

20 Ocak 2012 Cuma

KAŞİF QUEEN: DANNIJO Aksesuarları


Daha önce mutlaka bir ayakkabıdan ya da çantadan yola çıkarak oluşturduğunuz kombinleriniz olmuştur. O ayakkabı ya da çantayı ana öğeniz yapıp, geri kalan her şeyi onu desteklemek için giydiğiniz. Peki ya bir kolyeden, yüzükten ya da bilezikten yola çıkarak oluşturduğunuz kombinleriniz oldu mu? Benim oldu, DANNIJO’nun rengarenk Swarovski kristalleri ile bezeli Hixson adlı yaka şeklindeki kolye modelini gördüğümde. Siyah straplez bir elbise giyecek ve aksesuar olarak yalnızca onu kullanacaktım ya da beyaz bir gömlek giyip, onunla kıyafetime renk katacaktım.


İşte böyle bir aksesuar markası DANNIJO. Danielle ve Jodie Snyder adlı iki kız kardeşin (markanın adı da isimlerinden geliyor) tasarımları; size hayaller kurdurtuyor, arzu nesneniz haline geliyor, büyülüyor.


2008 yılında oluşturdukları ve “Bu sadece bir takı markası değil, bir yaşam stili” diye tanımladıkları markaları sayesinde 2009’da Inc. Magazine’in “30 Under 30” listesinde yer almışlar. Takıların yanı sıra iPhone ve iPad kılıfları gibi teknolojik tasarımlar da yapmışlar. Müşterileri ise Blake Lively, Beyonce Knowles, Rihanna ve Natalie Portman gibi isimler. Ne denebilir ki? Bravo!

Erkekler için tasarladıkları harika kol düğmeleri de var. Hazır 14 Şubat da yaklaşıyorken belirteyim dedim, belki işinize yarar.

Fotolar: Dannijo

4 Ocak 2012 Çarşamba

HEDİYE: Pixe lol'dan Seç, Beğen, Al


Yeni yılın ilk hediyesine hazır mısınız?

Pixe lol’a daha önce bu blog’da uzun uzadıya yer vermiştim ama hafızaları tazelemek ya da o yazıyı okumamış olanlar için yeniden kısaca bir deyineyim: Pixe lol, Hilal Özbey ile Beste Zeybel adlı iki reklamcı arkadaşın süper eğlenceli, enerjik ve deli dolu olan aksesuar markasının adı. Tarzını daha eğlenceli ve yaramaz hale getirmek isteyenler için harika kolye ve broşlar tasarlıyorlar.


Bu arada “Beste Zeybel mi? Ben bu adı duydum sanki” diyenler için geliyor: Evet, doğru anımsadınız. Kendisinin bir de fotoğrafçı kimliği var ve daha önce bu blog için çekmiş olduğu fotoğraflar sayesinde artık bu isme aşina olmanız çok muhtemel. Kendisi on parmağında on marifetgillerden. J

Bu yukarıda görmüş olduğunuz kaset broş da benim Pixe lol'um!

İşte yeni yılınız aynı Pixe lol ürünleri gibi eğlenceli, renkli, neşeli, pozitif geçsin ve Pixe lol size uğur getirsin diye 3 şanslı Lizard Queen okuyucusuna Pixe lol ürünlerinden hediye etmeye karar verdik. Katılmak için yapmanız gerekenler ise çok kolay.


Çekiliş 14 Ocak saat 23:59’da sona erecek ve kazanan kişiler bu yazının altına eklenecektir. Çekiliş sadece Türkiye’de yaşayan katılımcılara açıktır. Adsız yorumlar kabul edilmeyecektir. Yorumunuz yayınlanmadıysa yukarıda yazanlardan birini eksik yapmışsınız demektir. Lütfen tekrar deneyin. J

Herkese bol şans!

Kazananlar: Aswang, Esotron ve Saliha! Çekiliş videounu izlemek için tık.

Fotolar: Gizem Dalyan, Beste Zeybel

8 Ekim 2011 Cumartesi

MÜKEMMEL İKİLİ: Sırt Dekoltesi ve Kolye


Hem çekici, hem zarif, hem şık, hem de asil. Hayır hayır, Grace Kelly’den bahsetmiyorum. Birbirine çok yakışan harika ve müthiş seksi bir çiftten bahsediyorum; sırt dekoltesi ve bu dekolteden sarkan bir kolyeden.


Sırt dekoltesi kendi başına bile oldukça cezbedici ve dikkat çekici bir detay zaten. Mesela biraz geriye, 2005 yılı Oscar’larının dağıtıldığı güne gidin, Hilary Swank’in en iyi kadın oyuncu dalında Oscar’ı kaptığı geceye. Peki ya o gece giydiği lacivert Guy Laroche elbiseyi de hatırladınız mı? O elbise gelmiş geçmiş en iyi Oscar elbiselerinden biri olarak gösteriliyor. Önünün tamamen kapalı ve kollarının uzun olduğu, önden bakılığında muhafazakar denebilecek bu elbisenin en önemli ve hala en çok konuşulan yanı ise kuyruk sokumuna kadar uzanan bir sırt dekoltesine sahip olmasıydı. Bu elbise tabir-i caizse herkesi ‘sırtından’ vurmuştu.


Bir de bu dekoltenin bir kolye detayı ile süslendiğini düşünün; sonuç mükemmel ve baştan çıkarıcı! Hem de sıfır uğraş ile. Tarzınıza uygun olarak bir ya da birkaç kolyeyi sırt dekoltenizden aşağı sarkıtın; bu basit dokunuş ile kıyafetinizin tüm havasını değiştirin ve zaten dikkat çekici olan bu dekoltenin daha da öne çıkmasını sağlayın. Bu kıyafetinize göre kalın bir zincir ve büyükçe bir kolye ucu olabilir, ince bir zincir ve ucunda parlayan damla şeklindeki bir kolye ucu da olabilir. Daha eğlenceli ve renkli bir görüntü için ilginç ve rengarenk kolye uçlarını tercih edebilirsiniz. Sırtınızdan sarkan bir inci kolye ise kıyafetinizin seksapelitesini anında yükseltecektir.


Bu mükemmel ikilinin arasına ise saçlarınızın girmesine asla müsaade etmemelisiniz. Sırt dekoltesini tercih etmek saçları sırttan uzaklaştırmayı gerektiriyor. Bunu yapmanın ise birçok yolu var. Mesela artık Diane Kruger’ın imzası haline gelen yandan örgü modelini deneyebilirsiniz. Topuz ya da atkuyruğu yapabilirsiniz. Saçları tek bir yana yoğunlaştırıp bir omzun üzerinden öne doğru sarkıtmak da oldukça hoş duracaktır.

Fotolar: The Incredible Bride, Hot Online News, Cheap Chic Obsession, Eco Goddess Fashion, Anything If Everything

7 Ekim 2011 Cuma

Steve Jobs'un Moda Hali


Burada paylaşılan her yazı, emektar Mac’im sayesinde blogosferde hayat buluyor. Birçoğunuzun da öyledir, eminim. İstanbul’un bitmez tükenmez trafiğini katlanılabilir kılan tek şey ise iPod’umun içine doldurduğum şarkılar. Yani Apple’ın hayatımdaki yeri mühim ve tüm bu konforu borçlu olduğum insan ise kesinlikle Steve Jobs.

Steve Jobs, 5 Ekim 2011 tarihinde uzun zamandır mücadele ettiği kansere yenik düştü. İşlevselliğin yanına zerafeti de eklemesi ve tasarıma büyük önem vermesi nedeniyle Apple ürünleri kısa zamanda tüm dünyanın beğenisini kazandı ve şu teknoloji çağında hiç şüphesiz ki en önemli moda aksesuarlarından da biri haline geldi. Blogger’lar, defilelerde ön sıraları kapmaya başladığında kucaklarındaki elma logosu hemen göze çarpıyordu. iPhone ile çekilen defile fotoğrafları, Instagram üzerinden insanlarla anında paylaşılıyordu. iPad’in piyasaya sürülmesiyle birlikte bu durum daha da belirgin bir hale geldi. Mesela İstanbul Fashion Week’te yanımda oturan bir kadın, kağıt kalem yerine iPad’ini kullanıyor ve izlediği defilelere dair izlenimlerini direkt iPad’ine yazıyordu.


Kate Spade iPhone ve laptop aksesuarları

Bu durum tabii ki de tasarımcıların gözünden kaçamazdı, kaçmadı da. Hemen kolları sıvayan büyük markalar; iPad, iPhone ve laptop’lar için kılıf, koruyucu, çanta gibi aksesuarlar tasarlamaya başladılar. Bu tasarımların bazıları o kadar şıktı ki, bu 3 üründen birine sahip olmasanız dahi almak istiyordunuz. Mesela Salvatore Ferragamo iPad çantaları, portföy çanta olarak pekala kullanılabilir.

iPad kılıfları Burberry-Oscar de la Ranta/Louis Vuitton-Salvatore Ferragamo

Böylelikle Gucci’den tutun da Marc Jacobs’a, Burberry’den tutun da Oscar de la Renta’ya ve Louis Vuitton’a kadar pek çok dev marka bu cihazlara kıyafet dikmeye başladı. Sonuç ise muhteşemdi; iPad’lerimiz bizden daha şık hale gelmişlerdi.

Steve Jobs, Pepsi-Cola’nın CEO’su John Scully’i şirketine transfer etmeye çalışırken kendisine şöyle demiş: Ömrünün sonuna kadar şekerli su mu satmak istiyorsun, yoksa dünyayı değiştirmek mi? Ve Steve Jobs bunu başardı. Dünyayı değiştirdi ve bu değişim hayatın her alanını etkiledi, moda da dahil. Başarısının sırrı ise dört kelime; stay hungry, stay foolish.

Fotolar:  Refinery 29, Kate Spade

24 Ağustos 2011 Çarşamba

KAŞİF QUEEN: Coralie de Seynes/ Seçememece Bunlar Seçememece!


Zaten kararsız olan bir terazi burcuna yapılabilecek en kötü şey, onu cezbedici seçeneklerin fazlaca olduğu bir yere sokmaktır. Yani bir terazi burcuna “Bir çift Christian Louboutin mi yoksa Nicholas Kirkwood mu?” diye soramazsınız, sormamalısınız. “Proenza Schouler satchel’ları mı yoksa Mulberry’ninkiler mi?” diyemezsiniz, dememelisiniz. O terazi ne yapacağını şaşırır, ağlamaklı olur, error verir. Terazi burçlarına bunu yapmamalısınız.

Bir terazi olarak ben, Fransız takı tasarımcısı Coralie de Seynes’in takılarını keşfettiğimde de işte aynen böyle oldum. Kolyeler, saç bantları ve bilezikler arasında gidip gelmekten bitap düştüm, yoruldum.



Esmod Paris’ten mezun Coralie, mezun olur olmaz Hermès’de çalışmaya başlamış ama aklında hep kendi takı markasını oluşturmak varmış. Bunu da 2009 yılında gerçekleştirmiş ve böylelikle kendi adını taşıyan markası ve ilk koleksiyonu görücüye çıkmış. O zamandan bu zamana toplam 6 koleksiyon çıkaran Coralie, kendi sitesinden online satış da yapıyor. Sitesini kurcaladığınızda ilk etapta yalnızca Fransa içine gönderim yapıyor gibi gözüküyor ama bizzat kendisine sordum; dünyanın her yerine gönderim yapıyormuş.



Aşağıda da kendisiyle yapılan bir röportajın videosu var. Fransızca bilenler Coralie’nin hikayesini kendi ağzından dinleyebilir, bilmeyenler de bu harika dile bir kez daha hayran olabilirler:



En kötü karar kararsızlıktan iyidir, derler. İşte bunu diyenleri bu takılardan seçmeye çalışırken de görmek isteriz.

15 Ağustos 2011 Pazartesi

HEDİYE: Hep Design Broşları

Hep Design ile ilgili yazdığım yazının sonuna küçük bir sürpriz olduğuna dair bir not iliştirmiştim. İşte şimdi o sürprizi açığa çıkarmanın vakti geldi.


Yukarıda görmüş olduğunuz broşlar henüz sahipsiz, kıyafetlerini süsleyecekleri kişileri arıyorlar. Ve bu siz olabilirsiniz. Nasıl mı?

- Bu blog'un takipçisi olarak,
- Hep Design'ın Facebook sayfasını beğenerek,
- Ve yazının altına mail adresinizi yorum olarak bırakarak.

Kazananlar random.org üzerinden yapılan çekilişle belirlenecek ve ilk talihli sağdaki broşu, ikinci talihli ise soldaki broşu kazanacaktır. Kazanan kişilerin adları ise  1 Eylül Perşembe akşamı bu yazının altına eklenecektir. O zamana kadar yorumunuzu bırakabilirsiniz.

İyi şanslar.

Not: Bu arada ben cumartesi sabahı İtalya'ya geldim ve bir süre burada kalacağım. Blog bu süre zarfında biraz aksayacak, haberiniz olsun. İtalya'dan sevgiler.


Kazananlar: Reyhane ve Ruyaabca

11 Ağustos 2011 Perşembe

KAŞİF QUEEN: Biri Geri Dönüşüm Mü Dedi?

Sizleri birkaç dakikalığına hiçbir şeyin olduğu gibi görünmediği bir dünyaya davet ediyorum, Öge Yurdakul Güven’in dünyasına. Öge’nin Hep Design adını verdiği bu dünyada bulaşık eldivenleri küpe, araba süngerleri kolye, cd’ler çanta, kalemtıraşlar ise yüzük olarak karşımıza çıkıyor. Yine aynı dünyada Öge eline geçen her malzemeyi kullanarak onlardan yepyeni bir şeyler yaratılabileceğini bizlere gösteriyor.
 

Öge aslında bir içmimar ama 1984 yılından beri -ki bu benim dünya üzerindeki varlığımdan bile fazla bir süreye tekabül ediyor- takı tasarımıyla ilgileniyor. O da ilk başlarda takılarını boncuk kullanarak tasarlıyor ama bir süre sonra bu ona yeterli gelmiyor. Kendi yaptığı cam boncuklar da Öge’yi tatmin etmeyince çok daha farklı objeler kullanarak takı tasarlamaya karar veriyor ve bu karar Hep Design’ın doğmasına vesile oluyor.


Aklınıza gelebilecek ve hatta gelemeyecek her şey Öge’nin kullandığı malzemeler arasında. Balonlar, pet şişeler, sütyenler, bulaşık eldivenleri, kaset, plak, pinpon topu ve daha niceleri. Üstelik Öge bu tasarımlarını, mesleğinin de vermiş olduğu bir alışkanlıkla, önce çiziyor, daha sonra tasarlamaya başlıyor. Yani elde olan malzemeleri birleştirip onlardan bir şeyler ortaya çıkarmak yerine, kağıt üzerindekini gerçeğe dönüştürmeye çalışıyor.


Öge’nin bu oldukça ilginç tasarımları ise şimdilik 3 yerden elde edilebiliyor; Beste Gürel’in Galata’daki butiğinden, Thanx Co’dan ve Hep Design’ın Etsy sayfasından.

O değil de, bu tasarımları gördükten sonra bulaşık süngeri sizin de gözünüze farklı gözükmedi mi ya da ayakkabı çekeceği? Dur ben bir gidip deneyeyim, bakalım nasıl duracak üzerimde.

Lizard'ın Notu: Hep Design ile ilgili küçük bir sürpriz de pek yakında bu blog'da, aklınızda bulunsun.

5 Ağustos 2011 Cuma

KAŞİF QUEEN: En Tatlı Erik Cinsi: Plüm


Plüm; Almanca-Türkçe sözlüğüne göre erik, benim sözlüğüme göre ise eğlenceli mi eğlenceli ahşap kolye ve broşlar demek. Bu aksesuarların Plüm adını almış olması sizi yanıltmasın; bu ad yaratıcılarının eriğe olan düşkünlüğünden gelmiyor. Arkasında çok daha derin ve özel bir hikaye var. Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü'nden mezun Gökçeçiçek Sezer ile Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimarlık Bölümü'nden mezun Kübra Erik, bir gün Kübra’nın kuzeni ve Gökçeçiçek’in yakın arkadaşı Ayşenaz Aşkın sayesinde Erik Apartmanı’nda tanışırlar. O günden sonra bu Erik Apartmanı (kendileri Erik Palas demeyi tercih ediyorlar) Gökçeçiçek ile Kübra’nın hayallerinin, planlarının, pazar kahvaltılarının, mantı günlerinin ve en önemlisi de Plüm ürünlerinin üssü olur. Arkadaşları Müjde Polatkan’ın tasarladığı ahşap kolye ve broşlar o kadar ilgilerini çeker ki, sonunda kendileri de bunu öğrenmeye karar verirler. Böylelikle adını bütün bu güzelliklerin başlangıç noktası olan Erik Apartmanı’ndan alan Plüm ortaya çıkar. 



Gökçeçiçek ve Kübra zaman zaman farklı materyaller kullansalar da ağırlıklı olarak ahşap ile çalışıyorlar. Bu ahşabın üzerine de ya kendi akıllarındaki illüstrasyonları ya da özel sipariş ile başkalarının isteklerini aktarıyorlar. Davet, tanıtım, doğum günü gibi özel günlerde bu Plüm’lerle küçük sürprizler yapmak isteyenler için toplu üretim de gerçekleştiriyorlar. Üstelik yurt dışına gönderimleri de mevcut.


Gelelim en önemli kısma, yani bu erikleri nerede bulabileceğimize. Büyük Beşiktaş Çarşısı'ndaki Durak Dükkan ya da Etsy’deki sayfalarından Plüm ürünlerine ulaşabilir, Facebook sayfaları üzerinden de kendileriyle iletişime geçip, kendi Plüm’ümüzü kendimiz yaratabiliriz.

Oradan bi’ kilo erik alabilir miyim rica etsem.

29 Temmuz 2011 Cuma

TREND QUEEN: Satchel Çantalar


Hem çok kullanışlı, hem de gereğinden fazla şık oluşu (ki bu iki özellik kolay kolay yan yana gelmez) sebebiyle satchel çantalar, çok uzun zaman önce kalbimi fethetmişlerdi zaten. Ama Cindrella Under the Umbrella, muhteşem yeşil satchel çantasıyla Stil Günlüğü’ne konuk olunca bu çantalarla ilgili bir yazı yazmak da farz oldu. Ne zamandır aklımda olan bir yazı, Cinderalla Under the Umbrella’nın tetiklemesiyle işte karşınızda.

Satchel çantaları biz daha çok içine kitaplarımızı koyduğumuz okul çantaları olarak tanıdık. Ama aslında kendileri 19. yüzyılda J. G. Beard tarafından tasarlanan ve tasarımcının William Ewart Gladstone’a olan hayranlığından ötürü Gladstone adını verdiği el bavullarının küçüğü oluyor. Biraz daha geriye gidecek olursak da Romalı lejyonerlerin kullandıkları ve loculus adını verdikleri bir çanta olarak karşımıza çıkıyor. Loculus Latincede küçük yer anlamına gelmekteymiş.


Satchel çantaların bir aksesuar olarak popüler olmaya başlaması ve moda sahnesine çıkması 17. yüzyılda gerçekleşiyor ve o zamandan beri de asla ortadan kaybolmayarak varlığını bir şekilde sürdürmeyi başarıyor. 20. yüzyıla ise hepimizin bildiği haliyle, yani okul çantası olarak damgasını vuruyor.


Bu çantaların asıl amacı eşyalarımızı taşımak ve her şeyi tek bir yerde toplamak olsa da zaman içinde mutasyona uğruyorlar ve çok çeşitli boyutlarda üretilmeye başlanıyorlar. İnce bir kitap büyüklüğünde olanlar bile piyasaya çıkıyor. Ama özellikle büyük satchel çantalar, benim kendi uydurduğum bir terim olan kaplumbağa kadınlar için birebir. Kaplumbağa kadınlar; makyaj çantası, güneş gözlüğü, parfümü, kitabı, cüzdan ve telefonu, nemlendirici kremi, ajandası, ıslak mendili ve pek tabii ki anahtarları yanında olsun isterler. Bunlar en temel ihtiyaçlarıdır ve bir nevi çantaları evlerinin minyatür halidir. Yani evlerini de yanlarında taşımak isterler. Yukarıda saydıklarımın hiçbiri küçük çantalara sığmayacağından, elde spor çantası gibi kaba bir çanta da taşımak istemiyorlarsa, büyük satchel çantalar bu kaplumbağa kadınlara ilaç gibi gelebilir.


Alexa Chung

Satchel denince Alexa Chung ilk akla gelen isimlerden biri. Mulberry’nin kendisinin tarzından esinlenerek tasarladığı ve Alexa adını verdiği bir satchel çanta bile mevcut.

Indiana Jones

Satchel çantasını asla üzerinden çıkarmayan Indiana Jones'u da unutmamak gerek.

Peki bu güzelim çantaları nerelerde bulabiliriz? İşte birkaç öneri:

Proenza Schouler

Proenza Schouler:

Derseniz ki "Para sorun değil. Bir çantaya 1000-2000 veririm, nedir ki yani", o zaman Proenza Schouler tam size göre. Ben özellikle yeşil olanını çok seviyorum. (www.net-a-porter.com)

Asos

Asos:

Asos, satchel çantalar konusunda oldukça zengin bir site. Çok uygun fiyatlara çantalar bulunabiliyor. Üstelik kargo parası da ödemiyorsunuz. (www.asos.com)

Cambridge Satchel

Cambridge Satchel:

Kesinlikle en sevdiğim satchel çantalar bunlar. Kırmızıdan yeşiline, sarısından moruna, kahverengisinden pembesine hepsinden birer tane istiyorum. Fiyatları çantanın boyutuna ve rengine göre £74-£117 arasında değişiyor. (http://www.cambridgesatchel.co.uk)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...