Deniz Mercan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deniz Mercan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ağustos 2010 Perşembe

İFW- Deniz Mercan (LU-Fear)

“Lüferler yok olmasın.“ Deniz Mercan’ın 2011 Yaz Koleksiyonu işte bu mesajı podyumlara taşıyordu. Rumeli Feneri’nde yaşayan balıkçı eşlerine destek olmak amacıyla başlatılan proje, balıkçı köylerinde farklı sektör ve iş kollarının yaratılmasını, ekonominin hareketlenmesini sağlamayı hedefliyor. Koleksiyonun aksesuarlarını hazırlayan kadınlar ise, bu şekilde avlanma yasağının olduğu dönemlerde kocalarına destek olabilecekler.

Koleksiyonun adının Lüfer olması ve vermeye çalıştığı mesaj ile Deniz Mercan tasarımları birebir örtüşüyordu. Denizin bütün renklerini kullanmıştı Deniz Mercan; beyaz, mavi, turkuaz, gri ve siyah… Bazı parçaları da denizin üzerinde oluşan ışıltılardan esinlenerek altın rengi aksesuarlarla süslemişti. Özellikle mayo ve bikinilerde karşımıza çıkan balık, yüzgeç ve solungaç detayları, dalgıç kıyafetlerinin yapımında önemli bir yer tutan neopren kumaşı kullanarak tasarladığı dalgıç kıyafetine çok benzeyen takımlar, elde boyanmış pareolar oldukça dikkat çekiciydi. Deniz temasının bu kadar yoğunca işlendiği bir koleksiyonun kapanışının, yine balık detayları ile süslenmiş bir denizkızı ile yapılması da sürpriz olmasa gerek.

Şubat ayında gerçekleşen İstanbul Fashion Week’teki Deniz Mercan defilesinden sonra yazdığım yazıda şöyle demiştim: “Bazı şeyleri aşırı ve sırf konmuş olmak için konmuş bulsam da genel anlamda beğendim ben.” Bu koleksiyon da yer yer bu hissiyatı verse de genel olarak Deniz Mercan tasarımlarını oldukça beğeniyorum ben.

Yine aynı yazıda kullanılan modellerin, vücudun büyük bir kısmını açıkta bırakan tasarımları için yeterli olmadığını söylemiş, daha iyi modellerin seçilmesi gerektiğini dile getirmiştim. Bu defilesindeki model seçimi de geçen seneye kıyasla çok daha başarılı idi.



9 Şubat 2010 Salı

Istanbul Fashion Week Part 14: Deniz Mercan

İç çamaşırı kadının en saklı ve en özel dünyasıdır, fantezilerine açılan gizli kapının anahtarıdır. Bir kadın işe giderken belirli standartlarda giyinmek zorundadır, başka bir yerin ise başka bir dress code'u vardır. Ama iç çamaşırına kimse karışamaz, her şey kadının kontrolü altındadır, o yüzden belki de tam olarak özgür olduğu tek noktadır.

Deniz Mercan İstanbul Fashion Week'in tek iç çamaşırı defilesinin sahibiydi. Defile ilk başladığında biraz deja vu oldum. Çünkü tek göz kapalı korsan görüntüsü beni aldı Özgür Masur defilesine götürdü, o yüzden biraz affalladım. Deniz Mercan'ın bu koleksiyonundaki kadınları biraz kadınsı ama lolitalığından da ödün vermiyor sanki. Kürkler, korseler biraz frapanlık katarken dizaltı çorapları da çocuksuluğu getiriyor beraberinde. Bazı şeyleri aşırı ve sırf konmuş olmak için konmuş bulsam da genel anlamda beğendim ben. Ama Victoria's Secret'ın kusursuz modellerine alışmış ve iç çamaşırını kusursuzlukla bağdaşlaştırmış biri olarak modeller biraz daha özenle seçilebilseymiş keşke dedim içimden.

Bu defileye dair eleştirim ise defileden çok yanımda oturan bir izleyiciye ve onun gibilere. Deniz Mercan defilede bolca tanga da kullanmıştı ve bir iç çamaşırı defilesine göre oldukça doğaldı. Yanımda oturan bir bey amca ise fotoğraf makinesini modellerin poposuna kadrajlamış, sürekli popo resmi çekiyordu. Sene 2010, sözde moda haftaları düzenliyoruz. Gazetelerde hala göğsü gözüken model resimlerini haber yapıyor, defile anlayışını popo görmekten ibaret sanıyoruz. Peki soruyorum size, İTKİB'in hedeflediği gibi Londra'nın, Paris'in, New York'un ya da Milano'nun yanında bir de İstanbul'u görmek için daha kaç fırın ekmek yememiz gerekir?

Sizi popolarla değil ama Deniz Mercan'ın güzel tasarımlarıyla başbaşa bırakıyorum.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...