Yeni Bir Yüz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeni Bir Yüz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2012 Cumartesi

Yeni Bir Yüz: Rooney Mara


Aslında kendisi pek de yeni sayılmaz. 2005’te Elm Sokağı Kabusu’nda ve 2010’da The Social Network’de, Mark Zuckerberg’den ayrılıp onu bir sosyal paylaşım sitesi kurmaya iten kız rolünde karşımıza çıkmıştı. Simasını çıkarır gibi olsak da ismini cismini pek bilmiyorduk, pek de ilgilenmemiştik açıkçası. Ama şimdilerde ortalarda dolaşan Rooney Mara, bambaşka bir Rooney Mara. The Girl with the Dragon Tattoo ile hem görünüm, hem kariyer, hem de stil anlamında yeniden doğan Rooney, son dönemlerin en çok konuşulan ve dikkat çeken kadınlarından biri. Bunu da kesinlikle oynadığı Lisbeth Salander adlı karaktere borçlu. Her ne kadar Rooney, Lisabeth’e hayat vermiş gibi görünse de, yeni imajıyla oldukça konuşulan son dönemlerin Rooney’sine de Lisbeth hayat verdi çünkü.


Yaklaşık 2,5 ay süren oyuncu seçmelerinin ardından Rooney, Natalie Portman ve Scarlett Johansson gibi isimlerin arasından sıyrılarak Lisbeth rolünü kaptı ve rolü için kulakları, meme uçları ve dili gibi vücudunun çeşitli yerlerine piercing yaptırdı. Uzun kahverengi saçlarını kısacık kestirip siyaha boyattı. Kaşlarının rengi açıldı. Daha da zayıflamak ve formunu korumak için kickbox yaptı. Yani anlayacağınız “Onu yapmam, bunu yapmam” demek yerine rolü neyi gerektiriyorsa, hepsini yaptı ve bu çabalarının meyvesini de şimdilerde topluyor.


Lisbeth karakterinin gotik, sert ve dramatik havası Rooney’nin günlük hayatına da yansayınca ortaya yeni bir “it girl” çıktı. Şirin, çocuksu ve girly elbise tercihlerinden daha keskin ve sofistike elbise tercihlerine ani bir geçiş yapan Rooney, tarzındaki bu değişimi şöyle açıklıyor: “Önceden daha renkli, süslü ve girly şeyler giyerdim. Şimdilerdeyse daha rahat, kullanışlı ve erkeksi şeyleri almayı tercih ediyorum. Sanırım bir oğlan çocuğu gibi görünmeyi sevdim!”


İşte bu yeni Rooney, son 3 ayda Vogue, Dazed & Confused, W gibi pek çok önemli dergiye kapak oldu. Geçtiğimiz New York Fashion Week’te Anna Wintour ile yan yana defilelerde boy gösterdi ve kırmızı halının parlayan yıldızı haline geldi. Prabal Gurung, Calvin Klein, Givenchy ve Nina Ricci ise kırmızı halıda tercih ettiği tasarımcılardan birkaçı.

Rooney’nin bu dönüşüm hikayesi; aynı zamanda saç kesiminin, yapılan elbise tercihlerinin ve makyajın ne denli önemli olduğunun da hikayesi. Elinizdeki bu gücün farkında mısınız?

Fotolar: Fashion Foie Gras, Lovelyish, Zimbio

11 Kasım 2011 Cuma

Yeni Bir Yüz: Kate Moss'un Kardeşi Charlotte "Lottie" Moss

Kate Moss’un evliliği 2011’in en çok konuşulan olaylarından biriydi. Nasıl konuşulmasın; moda dünyasının en önemli ismi, son süpermodel diye anılan biricik Kate Moss’umuz evleniyordu, gelinliği şu ana kadar gördüğümüz tüm gelinliklerin belki en güzeliydi ve düğün baştan sona Mario Testino gibi bir dahi tarafından fotoğraflanıyordu. Yani birçoğumuzun en uçuk evlilik hayali bile Kate Moss’unkinin yanına yaklaşamazdı.


Tüm bunların yanı sıra bu evliliğe dair çok konuşulan bir şey daha vardı; o da Kate Moss’un nedimelerinden biri olarak karşımıza çıkan Kate Moss’un üvey kardeşi Charlotte Moss ya da aile arasında ona seslendikleri ismiyle Lottie. Moda dünyası onu bu evlilik sayesinde tanıdı ve Kate Moss’un evlilik fotoğrafları internete düşer düşmez ondan “yeni keşif, geleceğin Kate Moss’u” diye bahsetmeye başladı.


Lottie'nin deneme çekimi

Bu durum Kate Moss’un da ajansı olan Storm Models’ın gözünden pek tabii ki de kaçmadı. Lottie’nin potansiyelini açığa çıkarmak ve kamera önünde nasıl durduğunu daha iyi anlayabilmek için geçtiğimiz ay ona bir deneme çekimi ayarladılar. Andrea Carter-Bowman tarafından fotoğraflanan ve çekimler sırasında oldukça eğlenen Lottie, bu ilk çekimini başarılı bir şekilde kotarmış gözüküyor. Eh, ne de olsa Moss soyadını taşıyor.

Henüz 13 yaşında olan Lottie’yi babası da destekliyor. Kızı için herhangi bir kariyer planı yapmanın çok erken olduğunu düşünse de, modelliğin kızı için harika bir başlangıç olabileceğini, insanın karşısına çıkan fırsatları değerlendirmesi gerektiğini, günümüzde iş bulmanın her geçen gün zorlaştığını, bu nedenle de erken yaşlarda bir şeylere başlamanın ileride hayatı kolaylaştırabileceğini söylüyor.


Lottie'nin deneme çekimi

Ama gelin görün ki moda dünyası çoktan Lottie’nin geleceğini tartışmaya başladı bile. “Cindy Crawford’un çene yapısına sahip” diyenler, “Ablası bir istisnaydı, ama Lottie’nin boyu uzun olursa harika bir model olabilir” diyenler, “Doğru kararlar verebilirse, ablasını bile gölgede bırakabilir” diyenler... Anlayacağınız henüz 13 yaşındaki kızımız yakın, hem de çok yakın bir zamanda oldukça popüler olacağa benziyor.

Lottie'nin deneme çekimi

Lottie’nin bundan sonraki adımı ise, sıkı durun, Mario Testino tarafından fotoğraflanmak olacak. Evet, yanlış duymadınız. Kate Moss’un biricik dostu ve favori fotoğrafçısı Mario Testino, Lottie’yi fotoğraflamak için çoktan sıraya girmiş bile. Yani damarlarında dolaşan Moss kanıyla Lottie, Kate Moss’un tahtının en büyük adaylarından biri olacak gibi. Buna kısaca “Moss Saltanatı” da diyebiliriz. Abladan kardeşe geçen bir süpermodellik tacı. E, Kate Moss’un tahtına da ancak bir başka Moss yakışırdı zaten.

Fotolar: The Gloss, Fashionista

24 Eylül 2011 Cumartesi

Yeni Bir Yüz: Valerija Sestic


Valerija Sestic, geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen New York Fashion Week’e kadar daha önce hiç podyuma çıkmamıştı. Yine geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen New York Fashion Week’e kadar daha önce hiç New York’ta bulunmamıştı. Yani New York, Valerija için birçok ilkin gerçekleştiği, kariyerinin çok hızlı ve çalkantılı bir şekilde başladığı yer oldu. Daha önce hiç defile tecrübesi olmayan Hırvat asıllı İsviçreli model, New York Fashion Week kapsamında aralarında Marc by Marc Jacobs, Tory Burch, BCBG Max Azria, Prabal Gurung, DKNY, Carolina Herrera, Herve Ledger, Rodarte, Oscar de la Renta gibi önemli markaların da yer aldığı toplam 15 defilede boy gösterdi ve dikkatleri üzerine çekti.

Ports 1961/ DKNY/ 3.1 Phillip Lim

Harika ten rengi, duru güzelliği ve pürüzsüz cildi dikkatleri üzerine çekmesinde rol oynayan önemli etmenler; lakin yalnızca bu değil. Valerija Sestic’in yaşıyla ilgili olan tartışmalar onu moda dünyasının gündemine oturttu. Council of Fashion Designers of America’ya göre bir model podyuma çıkabilmek için 16, gece geç saatlere kadar çekimlerde çalıştırılabilmek için ise 18 yaşında olmalı. Valerija ve ajansı ise bütün cast saçimlerinde Valerija’nın 16 yaşında olduğunu söyleyerek işleri almışlar. Ama oysa Valerija henüz 15 yaşında.

Böylece moda dünyası her zaman olduğu gibi yeniden modelliğin yaşını ve bunun sağlıklı olup olmadığını sorgulamaya başladı. Ama onlar bunları tartışadursun, Valerjia çoktan New York’tan ayrılıp Milan Fashion Week’te podyuma çıkabilmek için Milano’ya geçmişti bile.

Marc by Marc Jacobs/ Oscar de la Renta/ Y-3

Modellik Valerija için henüz çok yeni bir şey; yalnızca birkaç ay önce, geçtiğimiz Nisan ayının sonunda ailesi ile birlikte Hırvatistan’da tatildeyken keşfedildi. Yani aslında her şey onun için inanılmaz bir hızda ilerliyor. Gidişata bakılırsa da bu ve önümüzdeki seneler onun yılı olacak gibi gözüküyor. Dergi sayfalarında, markaların reklam kampanyalarında bundan böyle kendisine çok sık rastlayacağız. Demedi demeyin.

29 Mayıs 2010 Cumartesi

Yeni Bir Yüz: Ashley Smith


Moda kavramı büyük ölçüde tüketim üzerine kurulu. Her şey büyük bir hızla tüketiliyor, bu sezon moda diye aldığımız şeyler bir sezon sonra demode oluyor, 3 sene önce modası geçti diye attığınız ya da dağıttığınız parçalar bir bakmışsınız akın akın tekrar geri dönüyor. Sadece kıyafetler de değil, yüzler de eskiyor, sürekli yeni ve taze yüzlere ihtiyaç duyuluyor.

İşte bu yeni ve taze yüzlerden biri Ashley Smith. Belki adını ilk defa duyuyorsunuz ya da kendisine şimdiye kadar dikkat etmediniz. Ama daha şimdiden Terry Richardson'ın objektifinin karşısına geçmeyi başardı, Mert&Marcus'u da kendisine hayran bıraktı.

Henüz 19 yaşında Teksaslı bir model Ashley Smith. Sahip olduğu farklı fiziksel özellikler sayesinde " gelişmemiş çocuk" görünümlü diğer modellerden ayrılarak dikkatleri üzerine çekiyor. Ayrık ön dişleri, kıvrımlı vücut hatları, dolgun göğüsleri ve sağlıklı görünümü nedeniyle Lara Stone ile sürekli karşılaştırılıyor. Bu kıyaslamayı pek de kafasına takmayan model, henüz 14 yaşındayken Austin'deki bir müzik festivalinde keşfedilmiş. Küçükken ayrık dişlerinden rahatsız olduğunu ve düzelttirmek için gereken parayı asla bir araya getiremediğini, şimdilerdeyse bu dişler sayesinde para kazandığını söylüyor. Modelliğin yani sıra sanata da çok meraklı olduğunu ve resim yapmayı çok sevdiğini dile getiriyor.

Ashley Smith'in adını ileride daha çok duyacağız gibi. Hem aynı fabrikadan çıkmışçasına birbirinin aynısı olan modellerin yanında böyle farklı ve doğal tiplerin de olması hoş değil mi?

Fotolar: The Fashion Spot
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...