Marilyn Monroe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Marilyn Monroe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2012 Çarşamba

Bir Gün Herkes 15 Dakikalığına Marilyn Monroe Olacak


Daha önce Marilyn Monroe’nun bu sene her zamankinden çok karşımıza çıkacağını ve bu senenin tam anlamıyla bir Marilyn yılı olacağını söylemiş ve sizin de bu akıma katılmanızı sağlamak için Nasıl Marilyn Monroe Olurum? başlıklı yazımda uzun uzadıya Marilyn Monroe olabilmeniz için saçta, makyajda ve kıyafetlerde nelere dikkat etmeniz gerektiğini anlatmıştım değil mi? İşte beni doğrulayan bir Marilyn esintili çekim de Vogue China’dan geliyor. Bu sefer ise İngilizlerin femme fatale’i Lara Stone karşımıza Marilyn Monroe olarak çıkıyor.


Modern Marilyn adlı çekimde Peter Linbergh tarafından fotoğraflanan Lara; saçı, makyajı ve kıyafetleriyle gerçekten de modern bir Marilyn imajı çiziyor. Yalnız bu fotoğraflara bakarken Lara’nın Marilyn Monroe’dan ziyade harika bir Faye Dunaway olabileceğini fark ettim. Daha önce kimsenin aklına gelmemiş mi bilmem ama sizce de Lara’dan muhteşem bir Bonnie Parker olmaz mı?


Bu arada Marilyn Monroe konseptli çekimler her dergide karşımıza çıkacak gibi. Mesela daha önce Amerikan Vogue için Marilyn Monroe temalı bir çekim gerçekleştiren Michelle Williams, önümüzdeki ay da Vogue’un Almanya edisyonunun kapağını Marilyn Monroe olarak süsleyecek.


Vee son olarak Lara Stone’un çizgili pijamalı fotoğrafının Marilyn Monroe’dansa Be Adam Gülşen’i çağrıştırdığı tek kişi umarım ben değilimdir diyor ve eğer öyleyse sorunun kaynağını bulmak için bilinçaltımın derinliklerine inmeye gidiyor, gitmeden önce de bir kehanette bulunuyorum: Bir gün herkes 15 dakikalığına Marilyn Monroe olacak.

Fotolar: Zac Fashion

13 Ekim 2011 Perşembe

Nasıl Marilyn Monroe Olurum?

Marilyn Monroe; hiçbir zaman eskimeyecek, demode olmayacak ve unutulmayacak bir kadın. O, dünya döndükçe beyaz elbisesinin eteklerini uçurmaya, sapsarı saçları ve kıpkırmızı dudaklarıyla ilgi odağı olmaya, Chanel No. 5 ile beraber anılmaya ve “Diamonds are a girl’s best friend” demeye devam edecek, ediyor da. Tişörtlerimizin, çantalarımızın, koltuklarımızın, saatlerimizin, kolyelerimizin, nevresim takımlarımızın üzerinde yaşamaya ve kendini sürekli hatırlatmaya devam ediyor.

Bu sene ise kendisi ününe ün katacak gibi gözüküyor, bu yıl tam anlamıyla –yine, yeni, yeniden- bir Marilyn yılı olacak. Tabii 4 Kasım tarihinde vizyona girecek olan My Week with Marilyn adlı filmin bunda etkisi büyük. Şimdiden dergileri Marilyn esintili çekimler süslemeye başladı bile.

Bunlardan biri My Week with Marilyn’de Marilyn Monroe’yu canlandıran Michelle Williams’ın Marilyn olarak Vogue sayfalarında boy gösterdiği çekim.

Vogue US, Ekim 2011

Bir diğeri de Lovecat için yapılan Marilyn Off Duty adlı çekim. Bu çekimde Andrej Pejic modern görünümlü bir Marilyn Monroe’yu canlandırıyor.

Lovecat Magazine #2

Hazır Marilyn Monroe olmak bu kadar revaçtayken ve hazır Halloween de yaklaşıyorken biz neden fırsattan istifade etmeyelim? Günlük hayatımızda otellerde ünlü taklidi yapan animatörler gibi gözükmemek için bir kısmını (mesela yalnızca makyajını), Halloween’de ise pekala hepsini uygulayarak Marilyn olabiliriz. Peki ama nasıl olacağız?

Marilyn olmanın en önemli kısmı saç ve makyaj. İsterseniz Gentlemen Prefer Blondes filmindeki pembe elbisenin aynısını bulun, ama saçınız ve makyajınız Marilyn’inki gibi değilse ne yazık ki yalnızca pembe elbise giymiş biri gibi gözükeceksiniz. Saçınız zaten platine dönük bir sarıysa işiniz çok kolay; ihtiyacınız olan tek şey bigudi ve biraz sprey. Ama koyu saç rengine sahipseniz de üzülmeyin, bu sefer de peruklar imdadınıza yetişecek.

Aşağıda iki video var; ikisinde de nasıl Marilyn olunacağı anlatılıyor. Birinde peruk kullanılırken, diğerinde bigudiler yardımıyla nasıl Marilyn saçına sahip olunabileceği gösteriliyor. İkisinde de sonuç Marilyn, yani muhteşem. (İkinci videonun oldukça komik olduğunu da ekleyeyim.)





Saç ve makyaj hazırsa işin en önemli kısmını halletmişsiniz ve artık giyinmeye başlayabilirsiniz demektir. Halter elbise, Marilyn Monroe olma yolundaki kurtarıcınız olacaktır. Marilyn Monroe’nun The Seven Year Itch filminde giydiği beyaz halter elbiseyle ikonikleştiğini düşünecek olursak, beyaz halter elbise tercih etmeniz çok doğru bir seçim. Ama onu çok klişe buluyor ve başka bir şeyler denemek istiyorsanız, o zaman tercihinizi kalem etek ve üzerine gömlek ya da kazaktan yana kullanabilirsiniz. Yaka hattı kalp şeklinde olan veya straplez bir elbise ile beraber giyeceğiniz uzun eldivenler de işinizi görecektir. Zaten bu iki elbise, Marilyn’in en sevdiği elbise modelleri arasında yer alıyor. Marilyn Monroe’ya göre bir kadının vücudu saklanmamalı, aksine gösterilmeli. Bu nedenle her ne giyerseniz giyin, kıyafetin vücudunuza oturduğundan emin olun. Renk tercihinizi ise Marilyn’in en sevdiği renklerden, yani krem, siyah, bej, şampanya, kırmızı, kahverengi ya da beyazdan yana kullanın. Mücevher ise Marilyn’in stilinin kilit noktasını oluşturuyor. Kıyafetinizi göz alıcı bir bilezik, kolye veya küpe ile süslemeyi unutmayın. Ayakkabıya gelince mutlaka ama mutlaka topuklu olmalı. Burnu açık topuklu bir ayakkabı ile görünümünüzü tamamlayın.

Saçınız ve makyajınız hazır, kıyafetiniz tamam. O halde evden çıkmaya hazırsınız. Çıkmadan önce gün içinde tazelemek için kırmızı rujunuzu çantanıza atmayı ve Chanel No. 5 sürmeyi unutmayın. Bütün bu hazırlıklar esnasında ise playlist’iniz hazır ve nazır olsun.


Fotolar: Andrej Pejic, Fashion Gone Rouge

1 Kasım 2010 Pazartesi

Kasım'da SineModa Bir Başkadır.

Belle de Jour (1967)

Paris’teki "Yves Saint Laurent: 40 Years Of Creation" sergisindeki odalardan birinde Belle de Jour filminden bir sahne oynuyordu; Catherine Deneuve’un tüm güzelliğiyle YSL marka, kollarında ve yakasında beyaz detayları bulunan, diz hizasinda olan siyah bir elbiseyi taşıdığı o sahne. Ve o da oradaydı; ekranın hemen yanında, bir camekanın içinde, Catherine Deneuve’un üzerindeki elbisenin ta kendisi. Tüm ihtişamıyla, kanlı canlı orada öylece dikiliyordu. Kanlı canlı diyorum; çünkü bıraksan konuşacak, dillenecek gibiydi. O da senin benim gibi bir hayat yaşamıştı sanki;  anlatacak şeyleri, paylaşacak anıları vardı. Üstelik gelen ziyaretçileri selamlıyormuş gibi baktığına, yüzünde gururlu bir tebessüm olduğuna yemin bile edebilirim! Filmin üzerinden geçen yıllara rağmen asaletinden hiçbir şey kaybetmemiş olması da cabası.

İşte böyle filmler var ve böyle filmlerin içinde bir sahne. O sahne o kıyafeti ölümsüz kılıyor ya da o kıyafet o sahneyi, kim bilir. Bir şekilde o kıyafetler hayat buluyorlar, bizimle yaşıyorlar ve asla yaşlanıp ölmüyorlar. Evet, Breakfast at Tiffany's filmindeki küçük siyah elbise asla demode olmayacak ve evet, The Seven Year Itch’te Marilyn Monroe’nun giydiği uçuşan beyaz elbise asla unutulmayacak. Ama sadece bu kadar mı?

YSL sergisinden ve o elbise ile karşılaşmamdan sonra düşündüm. Acaba bana böyle bir oda verilse içini hangi filmlerle ya da hangi sahnelerle doldururdum diye. Sadece bununla da kalmadım, başkalarınınkini de merak ettim. Neden mi? Çünkü bu filmler ve kıyafetler hatırlanmayı hak ediyorlar. Çünkü onlar da bizim gibi yıllara meydan okumaya, zamanı durdurmaya çalışıyorlar. Ama bizim aksimize bunu başarabiliyorlar.

Bu vesile ile Tiglon ile bir araya geldik, çeşitli insanların kapılarını çalalım ve onlara bu hayali odayı verelim istedik. Belki hakkının yendiğini düşündüğümüz filmler var; belki kimsenin bilmediği, küçük siyah elbisenin gölgesinde kalmış, muhteşem kıyafetlerle dolu olduğunu düşündüğümüz filmler var; belki defalarca izlesek de bıkmadığımız, izlemeye doyamadığımız filmler var, filmlerimiz var.

Bir film “Kasım’da Aşk Başkadır” der. Kasım’da aşk başka mıdır, Kasım aşk ayı mıdır, bilmiyorum. Ama diyorum ki bu ay filmlere, bizim için unutulmaz olan karakterlere ve o karakterlerle birlikte ölümsüzleşen kıyafetlere adanmış olsun; SineModa Ayı olsun. Bu ay;

  • Çeşitli kişilerin kapısını çalalım, filmlerini öğrenelim. Sadece öğrenmekle de kalmayalım; onları, bu filmlerin yaşadığını bize ispat edercesine, seçtikleri filmden esinlenerek yaptıkları bir fotoğraf çekimiyle burada ağırlayalım.
  • Moda ve sinemanın birbirinden ayrılamaz bir şekilde iç içe geçtiği, geçtiğimiz hafta Tiglon’dan çıkan Sex and The City 2 filminin dvd’lerini ve yurtdışından özel olarak getirtilmiş Sex and The City ürünlerini kazanma şansını yakalayalım. Hediye edilecek ürünler hakkında bir fikir sahibi olabilmeniz için ise birkaçını aşağıya sıralıyorum:



SineModa’nın ilk konuğu ise StyleBoom olacak, bu seriyi ilk o boom’latacak. Ama o zamana kadar diyorum ki bu yazının altına kendi filmlerinizi yorum olarak bırakın. Sizi hem film hem de moda anlamında en çok hangi filmin etkilediğini açıklayın, Twitter'ınız varsa oradan da yazının linkini paylaşarak sonuna @gizemdalyan 'ı ekleyin ve içinde özel Sex and The City ürünleri bulunan bir çanta kazanmaya hak kazanın. (Lütfen mail adresinizi yazmayı unutmayın.)

Dediğim gibi, aşkı falan bilemeyeceğim; ama “Kasım’da SineModa bir başkadır.”

*Kazanacak kişi sayısı 2 olup, random.org üzerinden belirlenecektir. İsimler 7 Kasım tarihinde bu yazının altına eklenecektir.

Kazananlar: Yasemen K. ve Neşeli Günler

Belle de Jour fotosu: Farfetch

20 Haziran 2010 Pazar

Marilyn Monroe'nun Mozaik Portreleri

Bütün güzelliğinin, çekiciliğinin, kadınlığının, bütün o yaratılan imajın altında kırılgan ve sadece sevilmeyi bekleyen naif bir kız yatıyordu aslında. O hiçbir zaman seks sembolü olmayı istememişti belki de; istenmeyerek geçen çocukluğunun aksine, dikkat çekmek ve ilgi istiyordu sadece.

Marilyn Monroe'nun bu dünyayı terk etmesinin üzerinden neredeyse 50 yıl geçti, ama onun o ikonik yüzü, sanatın her dalını hala beslemeye devam ediyor. Sicis Art Factory'nin mozaik Marilyn Monroe portreleri, hayatı boyunca sevgiyi aramış ve bir yere ait olmayı dilemiş bu güzel kadının güzel yüzünü evimizin duvarlarına taşıyor; insanın hepsini alası, evin her odasına asası geliyor. Hem "Marilyn Monroe'ya mozaik bir portreden daha iyi ne yakışabilirdi ki!" diye de düşündürüyor. Çünkü o da her defasında içten içe  kırılıp da, sanki kendi parçalarından kendisini yeniden yaratıyormuş gibi...

"All I want is to be loved, for myself and for my talent." diyen Marilyn'i bu dünya çok sevdi ve sevmeye de devam edecek.



1 Nisan 2010 Perşembe

KAŞİF QUEEN: Fashion Rocks

Birbirinden ayrı düşünülemeyen 3 dal. Yok, yok sosyoloji, tarih ve psikoloji değil kastettiğim. Ama müzik, moda ve sinema. Her biri birbirinden besleniyor. Daha yaşarken bir ikon olmuş ya da öldükten sonra efsaneleşmiş bazı insanlar kitleleri etkiliyor, yaptıklarıyla tarihi değiştiriyor ya da başlı başına bir tarih yaratıyor. Söyledikleriyle, icraatleriyle, giydikleriyle ya da giymedikleriyle bir çığır açıyor.

 Küçük siyah elbise Breakfast at Tiffany's ile hayatımıza girmedi mi? Bir omzu düşük tişörtler, topuklu ayakkabıların üzerine geçirilen tozluklar ve hele ki o siyah mayo Flashdance sayesinde 80'leri kasıp kavurmadı mı? Hatta Geri Halliwell ve Jennifer Lopez 2000'lerde bu filme gönderme yapan videolar çekmedi mi? Manolo Blahnik Sex and The City ile tavan yapmadı mı, Carrie'nin o güzelim ayakkabıları her kadının aklına kazınmadı mı? Ya Michael Jackson'a ne demeli? Beyaz çorapları ve kısa paçaları o meşrulaştırmadı mı?

Özellikle moda bu insanlardan öyle besleniyor ki yeri geliyor Hermés gibi Jane Birkin'den esinlenen The Birkin Bag'i üretiyor, Repetto gibi Michael Jackson'a gönderme yapan Jackson Jazz Shoe'yu piyasaya sürüyor, üzerinde şarkı sözlerinin, film afişlerinin, yüzlerinin basılı olduğu tişörtler kapış kapış satılıyor.

Bahsi geçen bu üzeri baskılı tişörtlerden karşınıza bugüne kadar neler çıktığını bilmiyorum. Ama benim genelde karşılaştığım, kötü baskılı, bisiklet yakalı ve kötü bir kesime sahip tişörtlerdi. Ve evet, genelde hep tişört oluyor bunlar. Hiç güzel bir Elvis Presley elbisesiyle ya da Michael Jackson şalı ile karşılaşmamıştım daha önce, ta ki Idil Vice ile tanışıncaya kadar.

İsviçre kökenli Idil tarafından oluşturulan Idil Vice markası adını okunuş benzerliğinden dolayı, İsviçre dağlarında yetişen ve çok ender rastlanan Edelweiss adlı bir çiçekten alıyor. Bugüne kadar Gwen Stefani, Sarah Jessica Parker, Avril Lavigne gibi ünlü isimlerin üzerinde de görülen tasarımlarının hepsi el emeği, göz nuru. İlk koleksiyonunu çıkardığında İsviçre basını tarafından "Renkli televizyondan sonraki en önemli keşif" olarak nitelendirilen Idil, sadece orjinal ve lisanslı baskıları tasarımlarının üzerinde kullanıyor ve sipariş üzerine tasarım da yapıyor. İster ölçülerinize göre, ister de üzerinizde görmek istediğiniz ikonu mail yoluyla belirterek kendinize özel tasarımı yaptırabiliyorsunuz. Ve tabi ki evet, dünyanın her yerine sipariş gönderebiliyor.

Bob Dylan İstanbul'a geliyor, kesin. Lady Gaga dedikoduları da Maraş dondurmacılarının yaptıklarına benziyor, bir uzatıyor, bir geri çekiyorlar. Ama siz iyisi mi, şimdiden kıyafetinizi hazır ediverin.

Elvis Presley
Lady Gaga
John Lennon&Yoko Ono
David Bowie
Madonna
The Doors
Bob Dylan
Michael Jackson
Sex Pistols
Marilyn Monroe

*Blogunu takip edip daha fazla bilgi edinebilmek için: www.idilvice.blogspot.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...