The Doors etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
The Doors etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2010 Perşembe

KAŞİF QUEEN: Fashion Rocks

Birbirinden ayrı düşünülemeyen 3 dal. Yok, yok sosyoloji, tarih ve psikoloji değil kastettiğim. Ama müzik, moda ve sinema. Her biri birbirinden besleniyor. Daha yaşarken bir ikon olmuş ya da öldükten sonra efsaneleşmiş bazı insanlar kitleleri etkiliyor, yaptıklarıyla tarihi değiştiriyor ya da başlı başına bir tarih yaratıyor. Söyledikleriyle, icraatleriyle, giydikleriyle ya da giymedikleriyle bir çığır açıyor.

 Küçük siyah elbise Breakfast at Tiffany's ile hayatımıza girmedi mi? Bir omzu düşük tişörtler, topuklu ayakkabıların üzerine geçirilen tozluklar ve hele ki o siyah mayo Flashdance sayesinde 80'leri kasıp kavurmadı mı? Hatta Geri Halliwell ve Jennifer Lopez 2000'lerde bu filme gönderme yapan videolar çekmedi mi? Manolo Blahnik Sex and The City ile tavan yapmadı mı, Carrie'nin o güzelim ayakkabıları her kadının aklına kazınmadı mı? Ya Michael Jackson'a ne demeli? Beyaz çorapları ve kısa paçaları o meşrulaştırmadı mı?

Özellikle moda bu insanlardan öyle besleniyor ki yeri geliyor Hermés gibi Jane Birkin'den esinlenen The Birkin Bag'i üretiyor, Repetto gibi Michael Jackson'a gönderme yapan Jackson Jazz Shoe'yu piyasaya sürüyor, üzerinde şarkı sözlerinin, film afişlerinin, yüzlerinin basılı olduğu tişörtler kapış kapış satılıyor.

Bahsi geçen bu üzeri baskılı tişörtlerden karşınıza bugüne kadar neler çıktığını bilmiyorum. Ama benim genelde karşılaştığım, kötü baskılı, bisiklet yakalı ve kötü bir kesime sahip tişörtlerdi. Ve evet, genelde hep tişört oluyor bunlar. Hiç güzel bir Elvis Presley elbisesiyle ya da Michael Jackson şalı ile karşılaşmamıştım daha önce, ta ki Idil Vice ile tanışıncaya kadar.

İsviçre kökenli Idil tarafından oluşturulan Idil Vice markası adını okunuş benzerliğinden dolayı, İsviçre dağlarında yetişen ve çok ender rastlanan Edelweiss adlı bir çiçekten alıyor. Bugüne kadar Gwen Stefani, Sarah Jessica Parker, Avril Lavigne gibi ünlü isimlerin üzerinde de görülen tasarımlarının hepsi el emeği, göz nuru. İlk koleksiyonunu çıkardığında İsviçre basını tarafından "Renkli televizyondan sonraki en önemli keşif" olarak nitelendirilen Idil, sadece orjinal ve lisanslı baskıları tasarımlarının üzerinde kullanıyor ve sipariş üzerine tasarım da yapıyor. İster ölçülerinize göre, ister de üzerinizde görmek istediğiniz ikonu mail yoluyla belirterek kendinize özel tasarımı yaptırabiliyorsunuz. Ve tabi ki evet, dünyanın her yerine sipariş gönderebiliyor.

Bob Dylan İstanbul'a geliyor, kesin. Lady Gaga dedikoduları da Maraş dondurmacılarının yaptıklarına benziyor, bir uzatıyor, bir geri çekiyorlar. Ama siz iyisi mi, şimdiden kıyafetinizi hazır ediverin.

Elvis Presley
Lady Gaga
John Lennon&Yoko Ono
David Bowie
Madonna
The Doors
Bob Dylan
Michael Jackson
Sex Pistols
Marilyn Monroe

*Blogunu takip edip daha fazla bilgi edinebilmek için: www.idilvice.blogspot.com

22 Mart 2010 Pazartesi

When You're Strange

Bu cumartesi çekirge gibiydim, oradan oraya sekiyorum. Sanırsın ki yangından mal kaçırıyorum. Sanki müzik eleştirmeniyim de yarına yetiştirmek zorunda olduğum yazı için deli danalar gibi konu arıyorum.

Önce gittik Matchbox’ın açılışına, kıyafetlere göz gezdirdik, Amerikalılar ile kaynaşıp kapı önünde şarap içtik.

Ordan konsepte uygun özel bir vintage partiye, sonra da Ghetto’ya Does It Offend You, Yeah? dinlemeye. Çok çok beğendik kendilerini sahnede az kaldıklarına biraz gücensek de…

Ordan Indigo’ya damladık, Thieves Like Us’ın çıkmasını bekleye bekleye darlandık. Kapı önüne çıkıp sigara üstüne sigara yaktık, dışarısının içersinden daha eğlenceli olduğuna karar kıldık. Indigo’da eskiden deli gibi eğlendiğimiz günleri düşünüp biraz biraz tasalandık. Ordan ver elini Kiki’ye. Cumartesinin spiritüel yolculuğunu orada bitirmeye…

Madem bu kadar müzikten konuştuk, o zaman Lizard Queen’in atasından, bir miktar isim babasından bahsetmemek olur mu?

The Doors… Bir filmleri vardı Oliver Stone tarafından çekilmiş, gerçekti, kurguydu, hepsi yalandı falandı… Ama içinde The Doors vardı, Morrison vardı, o zaman tamamdı. Şimdi ise kendileri hakkında çekilmiş “When You're Strange” adlı yepyeni bir film geliyor, belgesel niyetine, hikayeyi anlatan Johnny Depp’in güzel sesiyle, daha önce hiçbir yerde kullanılmamış görüntülerle birlikte…

Filmi seveceğim, hatta izlemeden sevdim bile. Evet, baştan peşin yargılıyım, bir filmin içerisinde Spanish Caravan çalsın, ben o filme tavım.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...