trendler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
trendler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Haziran 2012 Cuma

TREND QUEEN: Göbekler Fora

Viktor&Rolf/Prada/Dolce&Gabbana

Makasınızı elinize alın ve bazı tişörtlerinizi kısaltmaya başlayın ya da kendinize göğsün biraz aşağısında biten büstiyerlerden edinin. Çünkü göbekleri açıkta bırakmak, bu sezonun en önemli trendlerinden biri.

House of Holland/Preen/Dolce&Gabbana

Dolce&Gabbana’dan Viktor&Rolf’a, Preen’den House of Holland’a, Donna Karan’dan Proenza Schouler ve Prada’ya kadar hemen hemen tüm tasarımcılar bu sezon tek bir konuda hemfikir: Üstler kısalacak, altlar yükselecek. Bu trendin kodları ise yanlış yıkama sonucu küçülmüş gibi gözüken tişörtler, bra top denilen sütyenimsi büstiyerler ve yüksek bel şort, etek ya da pantolonlar. Bu trende kişilik kazandıracak en önemli dokunuş ise alt kısmın bel yüksekliğinin göbek deliğini kapatacak şekilde olması.

Veronica Lake

İlhamınızı ister House of Holland’ın piton desenleri içindeki vamp kadınından, ister Dolce&Gabbana’nın meyve baskılı elbiseleriyle bizleri 1950’lerin İtalya’sına götüren kadınından alın ama sakın ola bu işin piri olan pin up kızlarını ve Veronica Lake gibi 1950’lerin en önemli ikonlarını atlamayın.

Fotolar:Style.com, Celeb Studio

11 Nisan 2012 Çarşamba

TREND QUEEN: Saçlar Islansın!


Son birkaç gündür aniden bastıran Nisan yağmurları sebebiyle “wet-look” denilen saç stiline pek çoğumuz yabancı değiliz. Çünkü hava koşulları birçoğumuzu istemeden de olsa bu saç stiliyle ortalarda dolaşmak zorunda bıraktı. Halk arasında “sıçana dönmek” olarak tabir ettiğimiz bu modelin biraz daha itinalı yapılmış hali, yani ıslak görünümlü saç ise bu sezonun en gözde saç modellerinden biri. Üstelik oldukça da seksi.


Elie Saab’dan Giambattista Vali’ye, Alberta Feretti’den Proenza Schouler’e, Alexander Wang’den Helmut Lang’e kadar pek çok önemli ismin 2012 ilkbahar/yaz koleksiyonunda ıslak görünümlü saç modeli göze çarpıyordu.

Seksiliği ve uğraşılmamış, yıkanılıp çıkılmış gibi gözükmesi nedeniyle doğallığı bir araya getiren bu saç modeli, saçlarıyla uğraşacak fazla zamanı olmayanlar için kurtarıcı bir görev üstleniyor. Gündüzden geceye geçilmesi gereken günlerde de rahatlıkla tercih edilebilir. Gündüz doğallığını, gece ise seksi yönünü ortaya çıkaracak bir makyaj ile kullanılabilir.


Aşağıda bu saç modelinin nasıl uygulanabileceğini anlatan iki video var. Videolardaki örnekler bu modelin temelini anlatıyor ama yaratıcılığın da devreye girmesiyle ortaya çok daha ilginç modeller çıkartılabilir pek tabii. İlham almak için ise 2012 ilkbahar/yaz koleksiyonlarının defile görsellerine başvurabilirsiniz.


Fotolar: Fashionising, Harper's Bazaar, Style.com

9 Ocak 2012 Pazartesi

TREND QUEEN: Creeper Ayakkabılar


Şu sıralar sıkça karşımıza çıkmaya başlayan bir trend var. Aslında o son birkaç sezondur ara ara kendisini gösteriyordu zaten. Mesela Balenciaga İlkbahar/Yaz 2011 defilesinde podyumda topuklu ayakkabı giymeyi reddeden Gisele Bünchen için Nicolas Ghesquiere, topuklu ayakkabıya alternatif olarak bu ayakkabıları kullanmıştı. Vogue Nippon’un 2007 yılında Jessica Stam ile yaptığı bir çekimde de sadece bu ayakkabılar kullanılmıştı. Son zamanlardaysa blog’larda ve sokaklarda kendisine her zamankinden çok rastlar olduk. Her ne kadar bu sezonun ana trend’lerinden biri loafer’lar olsa da, ona alternatif olacak bir diğer trend tüm hızıyla arkasından geliyor: Creeper ayakkabılar.

Teddy Girls

Creeper’ların tarihi çok ilginç. 2. Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda Kuzey Afrika’nın çöllerindeki askerler çevresel koşullar nedeniyle ham kauçuk tabanları olan botlar giyerlermiş. Bu askerler ordudan ayrılıp evlerine geri döndüklerinde, Londra’daki gece kulüplerine giderken bu ayakkabıları giymeye devam etmişler ve böylelikle creeper’lar moda dünyasındaki yerini almış.


George Cox’un bu askerlerden ilham alarak 1949 yılında tasarladığı ve günümüzde George Cox creeper’ları diye bilinen creeper’lar ise -1950’lerde Teddy Boy’ların vazgeçilmezi haline geldiği için- 1950’li ve 60’lı yıllara damgasını vuruyor.

1970’lerde yeniden popüler olmasını ise Malcolm McLaren ile Vivienne Westwood’a borçlu. İkilinin Let It Rock isimli dükkanlarında sattıkları Teddy Boy kıyafetleri sayesinde creeper’lar eski popülaritesini geri kazanıyorlar.


Le Happy blog'unun sahibesi bu ayakkabıları en çok giyenlerden.

Tasarlandığı günden bugüne birçok alt kültür tarafından kabul gören ve tercih edilen creeper’lar yavaş yavaş yeniden ortaya çıkıyor. Kalın tabanları ve kaba görüntüsü nedeniyle feminen olmaktan uzak olan creeper’lar, bana kalırsa en çok Teddy Boy stiline ve maskulen parçalara yakışıyor. Tüm düğmeleri iliklenmiş dik yaka gömlekler, pantolon-ceket takımları, deri pantolonlar, jean’ler, kalem etekler, ekose desenli gömlekler creeper’ların en iyi uyum sağladığı parçalar.

Peki ama ben Gisele gibi topuklu ayakkabı yerine creeper tercih eder miydim? Hımm, sanırım hayır.

Fotolar: Lookbook.nu, Le Happy, The Sche Report

12 Kasım 2011 Cumartesi

TREND QUEEN: Şapkasız Çıkmam Abi!


Bereler, kasketler, kürklü kalpaklar, kepler, western tarzı şapkalar, fötrler… Bu sezon renk, model, büyük-küçük demeden her türden şapka kafalarımızı süslüyor.

Yazın sıcağından ve güneşinden; kışın soğuğundan, yağmurundan ve karından bizleri koruyan şapkalar, bu sezon bambaşka bir anlam kazandılar. Kötü saç günlerini kamufle etmek için tercih ettiğimiz ya da yalnızca ihtiyaç halinde kullandığımız bir aksesuar olmaktan çıktılar ve sezonun ana parçası haline geldiler. Bu sezon şapkalarımız, en az yaptığımız ayakkabı ve çanta seçimleri kadar önem taşıyorlar.

Gucci/Victoria Beckham/John Galliano/Hermès

Gucci’den Prada’ya, John Galliano’dan Lanvin’e, Victoria Beckham’dan Marc Jacobs’a, Missoni’den Burberry Prorsum’a kadar hemen hemen bütün markaların 2011 kış koleksiyonları şapkadan geçilmiyor; her modelden, her renkten, her büyüklükten ve her dönemden şapka podyumdan bizleri selamlıyordu.

Marc Jacobs/Louis Vuitton/Missoni/Lanvin

Kışın paltolarımızın altından pek gözükemeyen kıyafetlerimizi dışa vurmanın en güzel yollarından biri kesinlikle tarzımıza uygun bir şapka ile stilimizi tamamlamak. Spor bir görüntü için tercihimizi kasketlerden ya da örgü berelerden yana kullanabiliriz. Daha dramatik bir görüntü istiyorsak, 1940’lı yılların önü file olan şapkaları çok işe yarayacaktır. Böylelikle sezonun bir diğer önemli trend’i olan 1940’lı yıllara dönüşe de gönderme yapabiliriz. Hem şıklık hem de soğuktan korunmak gibi işlevsellikler arıyorsak, kürklü avcı şapkaları imdadımıza yetişecektir.

Şimdi hemen dolabınıza koşun ve şapka sayımınızı yapın. Yeterli gözükmüyorsa, kışlık alışveriş listenizin en başına şapka yazmayı unutmayın.

Fotolar: Style.com

21 Eylül 2011 Çarşamba

TREND QUEEN: Kürk

Diane Von Furstenberg/ Emanuel Ungaro/ The Row

Gerçek kürke karşı olan duygularımı ve kullanımını neden desteklemediğimi daha önce Size Magazine için yazdığım şu yazıda paylaşmıştım. Moda her şey olabilir, ama asla bir katil olmamalı ve biz tüketiciler de buna rağbet göstererek suça ortak olup elimizi kana bulamamalıyız. Şık olmak adına pek çok şeyi göze alabiliyoruz; acılar içinde kıvranmamıza rağmen yüksek stiletto’lar, dapdaracık korseler giyebiliyoruz. Güzellik uğruna gıkımızı çıkarmadan saatlerce kuaför salonlarında oturabiliyor, estetik operasyonlara başvurabiliyoruz. Ama bu uğurda başka bir canlının hayatını almak, asla ve asla kabul edilebilir bir şey değil.

Ama kürk aynı zamanda soğuk kış günlerinin hem sıcak tutması hem de çok şık oluşu nedeniyle kurtarıcısı. Peki giyemeyecek miyiz? Elbette giyeceğiz, artık gerçekleri kadar şık ve başarılı üretilebilen yapay kürkleri tercih ederek. Üstelik bu kış daha da çok giyeceğiz. Çünkü kürk bu kış çok daha renkli ve cezbedici modellerle geri dönüyor ve sezonun en hip parçasını oluşturuyor.


The Row

Bu kış kürkü sadece soğuktan korunmak için üzerimize aldığımız bir mont olarak değil, aynı zamanda kıyafetimizi bambaşka bir havaya sokan bir aksesuar olarak da kullanıyoruz. İster boynumuza fular gibi sarıyor, ister yaka olarak kullanıyor, ister bot ya da çanta gibi aksesuarlarımızı kürk detaylarıyla süslüyor, ister omzumuza atıyor, istersek de kafamıza bere olarak takıyoruz. Renk konusunda ise sky is the limit, yani bu sezon sınırsız bir renk yelpazesini ayağımıza seriyor. Canlı, patlayan renkler, farklı desen ve renk karışımlarından oluşan kürkler; bu sezonun en çok öne çıkan kürk modelleri arasında.


Gucci

Kürk trendini yine bu sezonun dikkat çeken bir diğer trendi olan maskülen görünümlü bir stil ile beraber uygulayabiliriz. Daha romantik bir görünüm için dantelli bluz ve eteklerimizle kombinleyebiliriz. Daha retro dokunuşlar için 60’lı yıllar esintili elbiselerimizle giyebiliriz. 70’li yılların Charlie Girl stili ile birleşince de oldukça şık duracaktır.



Ayrıca aşağıdaki videodaki ipuçları da kürkü neyle ve nasıl kombinleyebileceğiniz konusunda yardımcı olabilir:




Fotolar: Chictopia, Style.com

4 Eylül 2011 Pazar

TREND QUEEN: Hardal Rengi

Chloé Fall 2011/ Proenza Schouler Fall 2011/ Aquilano.Rimondi Fall 2011

Bu sezon vitrinlerde, podyumlarda, sokaklarda, yani kısacası baktığımız her yerde onu, en çok onu görüyoruz. Kışın habercisi palto, kazak ve muz çoraplarda; dolabımızın en önemli parçaları olan elbise, pantolon ve gömleklerde; bu önemli parçaları tamamlamak için kullandığımız çanta ve ayakkabı gibi aksesuarlarda hep o karşımıza çıkıyor. Eylül ayı ile birlikte teknik olarak başlayan sonbaharı onunla selamlıyoruz. Bu sezon en çok hardal rengi giyiyoruz.

Acne Fall 2011


Akris Fall 2011

Hardal, aslında tam bir yazdan sonbahara geçiş rengi. Çünkü sonbaharın tüm renkleriyle, yani toprak tonlarıyla, bordo, koyu kırmızı ve yeşille mükemmel bir uyum içerisinde. Bunların dışında koyu mavi, bej, krem rengi, gri ve (benim kişisel favorim) siyahın yanına da oldukça yakışıyor. Beraber giyilebileceği renk yelpazesi oldukça geniş olduğu gibi, yeni sezon bu rengi kullanabileceğimiz alanı da oldukça geniş tutuyor.

Paul & Joe Fall 2011

Philosophy Fall 2011/ Hermès Fall 2011/ Isaac Mizrahi Fall 2011

İstersek tek bir yere vurgu yapmak için yalnızca üzerimizdeki bir parçada hardal rengini kullanabilir, istersek de tek renk trendine uygun bir şekilde baştan aşağı bu renge bürünebiliriz. Tamamen siyah giyinip çanta, palto, hırka ya da çorabımızı bu renkten seçebiliriz. Günlük kombinlerimizde jean’lerimizin üzerine bu renkte bir tişört, gömlek ya da kazak giyebiliriz. Hardal renginde bir elbiseyi bej rengi trençkotlarla, siyah opak çoraplarla tamamlayabiliriz. Daha renkli bir görüntü için yeşil, hardal ve koyu kırmızı renklerini birbirine harmanlayabiliriz. Ya da bu trendi yalnızca yaka, kemer gibi küçük detaylarda uygulayabiliriz.



Bu trende uymak için edinilmesi gereken en önemli parça ise hardal rengi bir kaban. Bu sezon özellikle bu renkte paltolar, kısa montlar oldukça öne çıkıyor. Hemen ardından ise elbise ve pantolonlar geliyor. H&M, Zara, Asos gibi yerlerden bile kolayca bulabileceğiniz bu parçalar hem sizi hem de dolabınızı sonbahara hazırlıyor.

29 Temmuz 2011 Cuma

TREND QUEEN: Satchel Çantalar


Hem çok kullanışlı, hem de gereğinden fazla şık oluşu (ki bu iki özellik kolay kolay yan yana gelmez) sebebiyle satchel çantalar, çok uzun zaman önce kalbimi fethetmişlerdi zaten. Ama Cindrella Under the Umbrella, muhteşem yeşil satchel çantasıyla Stil Günlüğü’ne konuk olunca bu çantalarla ilgili bir yazı yazmak da farz oldu. Ne zamandır aklımda olan bir yazı, Cinderalla Under the Umbrella’nın tetiklemesiyle işte karşınızda.

Satchel çantaları biz daha çok içine kitaplarımızı koyduğumuz okul çantaları olarak tanıdık. Ama aslında kendileri 19. yüzyılda J. G. Beard tarafından tasarlanan ve tasarımcının William Ewart Gladstone’a olan hayranlığından ötürü Gladstone adını verdiği el bavullarının küçüğü oluyor. Biraz daha geriye gidecek olursak da Romalı lejyonerlerin kullandıkları ve loculus adını verdikleri bir çanta olarak karşımıza çıkıyor. Loculus Latincede küçük yer anlamına gelmekteymiş.


Satchel çantaların bir aksesuar olarak popüler olmaya başlaması ve moda sahnesine çıkması 17. yüzyılda gerçekleşiyor ve o zamandan beri de asla ortadan kaybolmayarak varlığını bir şekilde sürdürmeyi başarıyor. 20. yüzyıla ise hepimizin bildiği haliyle, yani okul çantası olarak damgasını vuruyor.


Bu çantaların asıl amacı eşyalarımızı taşımak ve her şeyi tek bir yerde toplamak olsa da zaman içinde mutasyona uğruyorlar ve çok çeşitli boyutlarda üretilmeye başlanıyorlar. İnce bir kitap büyüklüğünde olanlar bile piyasaya çıkıyor. Ama özellikle büyük satchel çantalar, benim kendi uydurduğum bir terim olan kaplumbağa kadınlar için birebir. Kaplumbağa kadınlar; makyaj çantası, güneş gözlüğü, parfümü, kitabı, cüzdan ve telefonu, nemlendirici kremi, ajandası, ıslak mendili ve pek tabii ki anahtarları yanında olsun isterler. Bunlar en temel ihtiyaçlarıdır ve bir nevi çantaları evlerinin minyatür halidir. Yani evlerini de yanlarında taşımak isterler. Yukarıda saydıklarımın hiçbiri küçük çantalara sığmayacağından, elde spor çantası gibi kaba bir çanta da taşımak istemiyorlarsa, büyük satchel çantalar bu kaplumbağa kadınlara ilaç gibi gelebilir.


Alexa Chung

Satchel denince Alexa Chung ilk akla gelen isimlerden biri. Mulberry’nin kendisinin tarzından esinlenerek tasarladığı ve Alexa adını verdiği bir satchel çanta bile mevcut.

Indiana Jones

Satchel çantasını asla üzerinden çıkarmayan Indiana Jones'u da unutmamak gerek.

Peki bu güzelim çantaları nerelerde bulabiliriz? İşte birkaç öneri:

Proenza Schouler

Proenza Schouler:

Derseniz ki "Para sorun değil. Bir çantaya 1000-2000 veririm, nedir ki yani", o zaman Proenza Schouler tam size göre. Ben özellikle yeşil olanını çok seviyorum. (www.net-a-porter.com)

Asos

Asos:

Asos, satchel çantalar konusunda oldukça zengin bir site. Çok uygun fiyatlara çantalar bulunabiliyor. Üstelik kargo parası da ödemiyorsunuz. (www.asos.com)

Cambridge Satchel

Cambridge Satchel:

Kesinlikle en sevdiğim satchel çantalar bunlar. Kırmızıdan yeşiline, sarısından moruna, kahverengisinden pembesine hepsinden birer tane istiyorum. Fiyatları çantanın boyutuna ve rengine göre £74-£117 arasında değişiyor. (http://www.cambridgesatchel.co.uk)

13 Temmuz 2011 Çarşamba

TREND QUEEN: Preppy Stili

Ana vatanı Amerika olan ve bir Amerikan kültürü klasiği haline gelen preppy, üst orta sınıf ailelerinin pahalı okullarda okuyan çocuklarının giyim tarzından yola çıkarak ortaya çıkmış bir stil. Preppy aslında sadece bir giyim stili de değil, bir yaşam biçimi. İyi okullara giden, Amerika’nın elit üniversitelerini işgal eden; kıyafetlere çokça para harcayan; tenis, yelkencilik, golf, kriket gibi sporlara düşkün; zengin ailelerin temiz, parlak ve zeki çocukları preppy’ler ve onların tutucu denebilecek stilleri ilk olarak 1950’lerde ortaya çıktı, 1980’li yıllarda ise altın çağını yaşadı. Sonra her moda akımı gibi yavaş yavaş o da popüleritesini kaybedip bir süreliğine unutulsa da şimdilerde elimize aldığımız dergilerde, markaların yeni koleksiyonlarında bu Amerikan klasiğine yeniden rastlıyoruz. Yani kısacası preppy’lik geri dönüyor...


“The Ivy League Look”

Ivy League; Amerika’nın kuzeydoğudaki en prestijli okullarının, yani Harvard, Brown, Columbia, Cornell, Darthmoth, Princeton, Pennsylvania ve Yale üniversitelerinin oluşturduğu grubun adı. Bu grup mükemmel bir akademik eğitimi ve seçkinliği ifade ediyor. Bu elit üst tabakaya mensup olan öğrencilerin polo yaka tişörtler, hırkalar, ekose desenli gömlekler, v yakalı kazaklar, yelekler ve penny loafer’lardan oluşan giyim tarzı 1950’lerin sonunda öne çıkarak Ivy League stili olarak anılmaya başlandı ve 80’lerin en önemli moda akımı olan preppy stilinin de çıkış noktası oldu. Bu iki stil birbirine çok benzese de preppy Ivy Leauge’e kıyasla daha genç ve daha renkli seçimlerden oluşuyor.


Preppy Adı Nereden Geliyor?

Preppy adını preparoty ya da prep school denilen ve öğrencileri üniversiteye hazırlayan paralı okullardan alıyor. Bu kelimenin yaygın olarak kullanılmaya başlanması ise gelmiş geçmiş en büyük aşk hikayelerinden biri olan Love Story’nin yazarı Erich Segal sayesinde oluyor. Bu kitap aynı adla beyaz perdeye de aktarılıyor. Filmi izleyenlerin çok iyi hatırlayacağı gibi Jennifer Cavelleri’yi canlandıran Ali MacGraw, filmde zengin bir ailenin çocuğu olan Oliver’a pek çok kez preppy diye hitap eder. Kendisi de bir Harvard’lı olan Erich Segal ise preepy’i şöyle tanımlıyor: Uğraşmadan mükemmel ve her şeyi iyi yapıyor gözükmek.


Tommy Hilfiger 'The Prep World' Koleksiyonu

80’ler ve Preppy

70’li yıllarda Love Story sayesinde dilimize giren preppy, 80’li yıllarda tavan yaptı. Lisa Birnbach, Mason Wiley, Carol McD. Wallace ve Jonathan Roberts’ın yazdığı ve preppy hayatının anlatıldığı The Official Preppy Handbook adlı kitabın da bunda etkisi büyük. 1980 yılında yayınlanan kitap 41 kere basıldı ve preppy’lerin başlıca tercihlerinden biri olan J. Crew markasının 1983 yılında çıkan ilk kataloğunun da ilham kaynağı oldu. Kitabın yazarlarından Lisa Birnbach için ise tam bir preppy uzmanı diyebiliriz. Kendisi aynı zamanda 2010 yılında yayınlanan True Prep: It’s a Whole New World adlı kitabın da yazarı. Tommy Hilfiger, 2011 yazı için çıkan ve 60 parçadan oluşan The Prep World adını verdiği kapsül koleksiyonu için yine aynı isimle, yani Lisa Birnbach ile beraber çalıştı. Koleksiyonda chino’lar, çapalı gömlek ve bluzler, ekose desenli şortlar, halat bileklikler, pike polo tişörtler gibi preppy stilinin önemli parçaları bulunuyor.


Preppy Stili

Ragbi, squash, golf, tenis, yelkencilik, kürek çekme, kroket, kriket preppy’lerin ilgi duyduğu sporlardan bazıları. Dolayısıyla bu ilgileri giyim tarzlarına da yansıdı. Preppy’ler spor giyinirler. Ama bunu asla basite kaçmadan, züppece bir şıklıkla yaparlar. Preppy olmanın en önemli kuralı şık, kaliteli ve temiz giyimli olmaktır. Khaki pantolonlar, polo yaka tişörtler, v yaka kazaklar, baklava dokulu süveterler, hırkalar, makosen ayakkabılar, trençkotlar, ekose desenli gömlekler, chino’lar, bermuda şortlar, tenis elbise ve etekleri, golf tişörtleri preppy stilinin olmazsa olmaz parçaları, mavi blazer ceket ise kesinlikle bu stilin altın anahtarıdır. En çok beyaz, cam göbeği, pembe, lime yeşili, mavi ve kırmızı renklerini tercih eden preppy’ler, kazaklarını gevşek bir biçimde boyunlarının etrafına bağlayarak bir aksesuar olarak kullanırlar. Bir diğer önemli aksesuarları da saç bantlarıdır.

Charlotte, Blair ve Chuck

80’li yıllardaki preppy stilinde markaların logoları çok ön plandaydı. Giydikleri markaların logolarının gözükmesine çok önem verdiklerinden kendilerine yürüyen billboard’lar dememiz hiç de yanlış olmaz. Bu nedenle Lacoste; hem preppy tarzına uygun ürünleri olması, hem de bariz bir şekilde gözüken timsah logosu nedeniyle en çok tercih ettikleri markalardan biriydi. Ama günümüzdeki preppy stili bu logo takıntısını aşmış gözüküyor. Lacoste dışında preppy’lerin tercih ettiği diğer markalar arasında ise J. Crew, Brooks Brothers, Ralph Lauren, J. Press, LL Bean, Jack Rogers, Lilly Pulitzer, Vineyard Vines ve Smathers & Branson var.

Bu stili en iyi uygulayanların başında Sex and the City’nin Charlotte’u geliyor. Gossip Girl dizisindeki Blair Waldrof ve Chuck Bass da modern preppy’lere örnek olarak verilebilir. Polo yaka tişörtleri çiçek desenleriyle kombinleyerek, hırka, şort ve makosenleri bir arada giyerek siz de 80’lerin bu züppe ruhuna göz kırpabilirsiniz.

Ve son olarak;

Oliver: How can you see me and still love me?
Jenny: That's what it's about, preppy.

25 Haziran 2011 Cumartesi

TREND QUEEN: Eteklerden Taşan Jüponlar

Elie Saab Spring/11 Couture - Valentino Spring/11 Couture

Jüpon, günümüzde eteğin bedene yapışmaması, ışıkta iç göstermemesi, yürürken eteğin yukarıda toplanmaması ya da eteğin kabarık durması için giyilen bir iç etek. Ama özellikle 16. ve 17. yüzyıldaki kullanımı bundan çok daha farklı. O dönemlerde sırf eteğin altından gözükebilsin diye etek boyları jüpona nazaran daha kısa tutuluyor ya da eteklerin önünde ters V şeklinde bir açıklık bırakarak görünür olması sağlanıyormuş. Yani kıyafetin altına gizlenmesi ve yokmuş gibi gözükmesinden ziyade, kıyafetin bir parçası, tıpkı küpe, kolye ya da kemer gibi bir aksesuar olarak kullanılıyormuş.

Chanel Spring/11 Couture

Bu sezon ise eteklerin altından taşan iç etekler yeniden moda oluyor. Frankie Morello, Chanel, Givenchy gibi markaların 2011 koleksiyonlarında gerek tüllü, gerekse uç kısımları dantelli olarak karşımıza çıkıyor.

Frankie Morello F/W 11-12

Bu basit ama kıyafetin tüm havasını değiştiren detayı ise uygulamak çok kolay. Eteğinizin altına, eteğinizden biraz daha uzun ve uçları dantelli olan bir jüpon giyebilir ya da iki eteği üst üste giyerek farklı bir hava yaratabilirsiniz. Hatta eteğinizin ucuna dantel ya da tül bir kumaş parçasını içten dikerek de bu görünümü rahatlıkla yakalayabilirsiniz. 

10 Mart 2010 Çarşamba

TREND QUEEN: To Clog or Not To Clog ?!

Aman Yarabbim! Daha neler! Sen de mi geri döndün Brütüs? Sırada ne var? Scrunchie’ler mi? (Şu üzeri kumaşla kaplı, rengarenk, kocaman, kaba tokalar!) Yok artık!

Yıllar içerisinde şekilden şekile girmiş birisi olarak, söz konusu moda olduğunda “asla” dememeyi tükürme-yalama yöntemiyle öğrenmiş olduğumdan asla demeyeceğim. Ama üzerinde epey bir düşüneceğim.

Cloglar bu seneki tüm defileleri süslemekle kalmadı, sokaklara da düştü, aramıza da sızdı, her yere yayıldı. 70’li yıllarda oldukça popüler olan bu tahtadan takunyamsı ayakkabılar bu sene aniden geri dönerek beni Mc Hammer tarzı şalvar pantolonların dönüşünden bile daha fazla şaşırttı. (belki biraz abartmış olabilirim) Geldi de ne kadar kalır, geçici bir heves midir, Ugg virüsüyle aynı cinsten midir, orası henüz muamma. Taşıyıcı Eda Taşpınar henüz bunlardan giyip de bu virüsü Türkiye’ye de bulaştırmış mıdır bilemem ama bu sene oldukça karşımıza çıkacağı kesin.

Peki bunu gerçekten yapacak mıyız? Alıp da giyecek miyiz, yoksa gece Bülent Ersoy’u görmüşçesine arkamıza bakmadan kaçacak mıyız?

Dior
Miu Miu
Marc Jacobs

Chanel
Chanel
Mary Kate Olsen
Alexa Chung

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...