keşif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
keşif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mayıs 2012 Salı

BLOGOSFER: Blogosferin En Cool Ailesi ile Tanışın!


Stil konusunda Beckham’lara rakip olabilecek, göz kamaştırıcılık konusunda Brangelina ailesiyle yarışabilecek kıvamda bir aile ile tanıştım birkaç ay önce. Tanıştım diyorum, çünkü fotoğrafları o kadar içten, yazıları o kadar samimi ki; mutfak camından yan komşuyu izliyormuş hissiyatıyla takip ediyorum şu son birkaç aydır blog’larını. Blogosferin bu en karizmatik ailesiyle hadi gelin, sizi de tanıştırayım.


Miss James ailenin annesi, vintage kraliçesi, bunlara ilaveten de kendi ve ailesiyle ilgili detayları paylaştığı Bleubird Blog adlı muhteşem blog’un sahibesi. Yuvayı dişi kuş yaparmış. Söz konusu bu aile olunca dişi kuş yalnızca yuva değil, üstüne de harika bir blog yapmış. Aubrey ailenin fotoğrafçısı, Miss James’in ikinci evliliği ve nazarımda en stil sahibi aile babası ödülünün sahibi. En az onlar kadar stil sahibi boy boy üç çocukla birlikte Houston Teksas’ta yaşayan bu aile, hayatlarından kesitler paylaştıkları blog’larına her baktığımda tebessüm etmeme neden oluyorlar. Ve biliyorum, bu konuda yalnız değilim.


Dekorasyondan, çocuklarına hazırladığı öğlen yemeklerine kadar pek çok özel detayı blog’unda paylaşıyor Miss James. Ama benim kişisel favorim pek tabii “What We Wore” başlığı altında paylaştıkları; yani cicili bicili giyinip, fotoğraf makinesinin karşısına geçip poz verdikleri kısım. Hele Miss James ve Aubrey’nin geçtiğimiz yıl gerçekleşen evliliklerinden kalma kareler var ki; Jamie Hince ve Kate Moss’unkinden sonra vintage esintili evliliklere dair gördüğüm en güzel karelerden.

Dizilerdeki mükemmel Amerikan ailesinin gerçek hayattaki karşılığı olan bu aile ile bir an önce tanışın ve başkalarıyla da tanıştırın.

20 Nisan 2012 Cuma

KAŞİF QUEEN: Ginger'ın Rengarenk Dolabı


Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane”nin biraz daha farklı versiyonuydu bizimkisi. Zeynep Altınç’ın muhteşem ayakkabılarına bakmak için gittiğim Cassette Butik’ten elimde bir çift ayakkabı ve kafamda uçuşan onlarca güzel yaka ile çıktım. Nerden çıkmıştı bu yakalar, yeniler miydi yoksa ben mi geç kalmıştım keşfetmek için, kimdi tasarımcısı? Kafamda sorular, sorular...


İşte böyle tanıştım Ginger’s Wardrobe ve yaratıcısı İnci Erdem ile. Mimar Sinan  Güzel Sanatlar Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü’nden mezun olan İnci, ardından İtalya’ya giderek ayakkabı ve aksesuar eğitimi alıyor. Geri döndüğünde ise Ginger’s Wardrobe’u yaratıyor ve pek eğlenceli, pek enerjik aksesuarlar tasarlamaya başlıyor.


İnci’nin yakınlarının kendisine taktığı isimmiş Ginger. Adını bu takma isimden alan Ginger’s Wardrobe çok ama çok yeni bir marka. Biz yaptığımız çekimde sadece yakaları kullandık ama markanın en az yakalar kadar dikkat çekici gömlekleri de var ve çok yakında ayakkabıları da görücüye çıkacak. J


Ginger’s Wardrobe; Kumpanya62, Casette Butik ve Lazy Butik’te satışta. Çok yakında Bilstore’da da karşınıza çıkabilir. Bir an önce gidin, tanışın ve Ginger’s Wardrobe tarafından yaka’lanın.

Model: Gözde Kınalı
Fotoğraflar: Gizem Dalyan

24 Mart 2012 Cumartesi

KAŞİF QUEEN: Fashion@EYE: Bir Gözlük Cenneti

Oralarda bir yerlerde güneşin artık kendini bonkörce sergilemesine en çok bir çekmece dolusu güneş gözlüğünü takabilecek oldukları için sevinen küçük koleksiyoncular var, biliyorum. Yine oralarda bir yerlerde “Ne varsa eskilerde var” diyen, orijinal ve eşsiz parçaların peşine düşen keskin vintage avcıları da var, biliyorum. Onları çok iyi anlıyorum; çünkü gözlük ve vintage, iki vazgeçilmez tutkum. Peki ya bu ikisi tek bir çatı altında toplanırsa?



Fashion@EYE’ın Fransız Geçidi’ndeki pop-up mağazası, gözlüklerin harikalar diyarı. Gittik, gördük, çekim yaptık, bayıldık, aklımızı en az 3 gözlükte bıraktık, bahar alışverişi listemizin en tepesinde kendilerine yer ayırdık.


Türkiye’nin ilk gözlükçülerinden olan Mehmet San’ın oğlu Hakan San, babasının bugüne kadar sattığı gözlüklerin numunelerini saklamak suretiyle oluşturduğu muazzam koleksiyondaki eşsiz parçaları bu pop-up mağazada bizlerle buluşturuyor. Christian Dior, Yves Saint Laurent, Silhouette gibi pek çok markanın rüyalara girecek güzellikteki gözlüklerini burada bulmanız mümkün. Gözlüklerin en önemli özelliklerinden biri ise kullanılmamış olmaları. Evet yanlış duymadınız; hem vintage, hem de hiç kullanılmamışlar!


Garanti veriyorum: Kararsız kalacaksınız. Birbirinden güzel gözlük çeşitlerinin arasında “Hangisini alsam?” diye soğuk terler dökeceksiniz. Ama neyse ki Hakan San, nam-ı diğer Gözlük Gurusu orada. Gözlüklerle iç içe büyümenin kazandırdığı tecrübe ve hissiyat sayesinde size en uygun gözlüğü anında bulup çıkartıyor. Ayrıca yüz şekline göre gözlük tipi kurallarını yıllardır duymama rağmen asla uygulayamayan ve sadece beğendiği gözlüğü alan bendenizi haklı çıkarırcasına şöyle diyor: “Yüz şekline göre gözlük diye bir şey yok aslında. Sana yakışan gözlük, senin beğendiğin ve taktığında kendini rahat hissettiğin gözlüktür.”


Fiyatları 80-400 TL arasında değişen bu gözlükler Mayıs sonuna kadar Fransız Geçidi’nde. Sonrasında nerede olacak diye merak edenler, Fashion@EYE’ın blog’unu ve Twitter’ını takip edebilirler.

Bol güneşli ve bol gözlüklü günler!

Adres: Fashion@EYE Pop-Up Shop @Lab İstanbul Fransız Geçidi, Karaköy 

Model:Gözde Kınalı, Fotoğraflar: Gizem Dalyan

20 Ocak 2012 Cuma

KAŞİF QUEEN: DANNIJO Aksesuarları


Daha önce mutlaka bir ayakkabıdan ya da çantadan yola çıkarak oluşturduğunuz kombinleriniz olmuştur. O ayakkabı ya da çantayı ana öğeniz yapıp, geri kalan her şeyi onu desteklemek için giydiğiniz. Peki ya bir kolyeden, yüzükten ya da bilezikten yola çıkarak oluşturduğunuz kombinleriniz oldu mu? Benim oldu, DANNIJO’nun rengarenk Swarovski kristalleri ile bezeli Hixson adlı yaka şeklindeki kolye modelini gördüğümde. Siyah straplez bir elbise giyecek ve aksesuar olarak yalnızca onu kullanacaktım ya da beyaz bir gömlek giyip, onunla kıyafetime renk katacaktım.


İşte böyle bir aksesuar markası DANNIJO. Danielle ve Jodie Snyder adlı iki kız kardeşin (markanın adı da isimlerinden geliyor) tasarımları; size hayaller kurdurtuyor, arzu nesneniz haline geliyor, büyülüyor.


2008 yılında oluşturdukları ve “Bu sadece bir takı markası değil, bir yaşam stili” diye tanımladıkları markaları sayesinde 2009’da Inc. Magazine’in “30 Under 30” listesinde yer almışlar. Takıların yanı sıra iPhone ve iPad kılıfları gibi teknolojik tasarımlar da yapmışlar. Müşterileri ise Blake Lively, Beyonce Knowles, Rihanna ve Natalie Portman gibi isimler. Ne denebilir ki? Bravo!

Erkekler için tasarladıkları harika kol düğmeleri de var. Hazır 14 Şubat da yaklaşıyorken belirteyim dedim, belki işinize yarar.

Fotolar: Dannijo

18 Aralık 2011 Pazar

KAŞİF QUEEN: Laura Laine İllüstrasyonları ile Bir Pazar


Elmalı-tarçınlı çay, güzel kokulu bir mum, kucağında muzurluklar yapan minnacık bir kedi, bilgisayar, tarçınlı kurabiye, Kürk Mantolu Madonna'nın altı çizili kısımları ve Laura Laine illüstrasyonları. Aralara da biraz Coupling ve Modern Family serpiştirmece. İşte size en sevdiğim Pazar günümün tarifini verdim.

Laura Laine'e gelince, kendisi moda tasarımı okumuş ama asıl mutluluğu moda illüstrasyonları yapmakta bulmuş harika bir illüstratör. Üstelik sadece yapmakla kalmıyor, üniversitede nasıl yapılacağını da öğretiyor. Zara, Telegraph, Elle, Muse Magazine, The Guardian ve Vogue Nippon ise şimdiye kadar illüstrasyon yaptığı yerlerden yalnızca birkaçı.


Yukarıda Laura'nın en beğendiğim işlerinden oluşan bir kolaj var. Herkes gibi ben de en çok o saçları nasıl yaptığını merak ediyor ve hayranlıkla inceliyorum. Bu kolaj yeterli gelmediyse, ki muhtemelen gelmeyecek, sizi yan masaya alalım: http://www.lauralaine.net/

23 Eylül 2011 Cuma

BLOGOSFER: Jeannine Tan


New York Fashion Week'e dair farklı yorumlar bulmak amacıyla blogosfer aleminde bir sağa bir sola savrulup dururken keşfettim henüz 17 yaşında olan Jeannine Tan isimli genç bir fotoğrafçının blog'unu. Fotoğraflardaki renkler ve yakalanan karelerdeki doğallık, bilgisayar başına çivilenmeme ve hayranlıkla saatlerce ekrana bakmama sebep oldu. Özellikle backstage fotoğrafları insana garip bir mutluluk aşılıyor. Avustralyalı fotoğrafçının New York Fashion Week macerasında çektiği fotoğraflardan en beğendiklerimi görmek için sizleri aşağıya, kendisi ve diğer işleri hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak ve çektiği fotoğraflar arasında kaybolmak içinse blog'una alalım: http://papertissue.tumblr.com/


Fotolar: Papertissue

24 Ağustos 2011 Çarşamba

KAŞİF QUEEN: Coralie de Seynes/ Seçememece Bunlar Seçememece!


Zaten kararsız olan bir terazi burcuna yapılabilecek en kötü şey, onu cezbedici seçeneklerin fazlaca olduğu bir yere sokmaktır. Yani bir terazi burcuna “Bir çift Christian Louboutin mi yoksa Nicholas Kirkwood mu?” diye soramazsınız, sormamalısınız. “Proenza Schouler satchel’ları mı yoksa Mulberry’ninkiler mi?” diyemezsiniz, dememelisiniz. O terazi ne yapacağını şaşırır, ağlamaklı olur, error verir. Terazi burçlarına bunu yapmamalısınız.

Bir terazi olarak ben, Fransız takı tasarımcısı Coralie de Seynes’in takılarını keşfettiğimde de işte aynen böyle oldum. Kolyeler, saç bantları ve bilezikler arasında gidip gelmekten bitap düştüm, yoruldum.



Esmod Paris’ten mezun Coralie, mezun olur olmaz Hermès’de çalışmaya başlamış ama aklında hep kendi takı markasını oluşturmak varmış. Bunu da 2009 yılında gerçekleştirmiş ve böylelikle kendi adını taşıyan markası ve ilk koleksiyonu görücüye çıkmış. O zamandan bu zamana toplam 6 koleksiyon çıkaran Coralie, kendi sitesinden online satış da yapıyor. Sitesini kurcaladığınızda ilk etapta yalnızca Fransa içine gönderim yapıyor gibi gözüküyor ama bizzat kendisine sordum; dünyanın her yerine gönderim yapıyormuş.



Aşağıda da kendisiyle yapılan bir röportajın videosu var. Fransızca bilenler Coralie’nin hikayesini kendi ağzından dinleyebilir, bilmeyenler de bu harika dile bir kez daha hayran olabilirler:



En kötü karar kararsızlıktan iyidir, derler. İşte bunu diyenleri bu takılardan seçmeye çalışırken de görmek isteriz.

11 Ağustos 2011 Perşembe

KAŞİF QUEEN: Biri Geri Dönüşüm Mü Dedi?

Sizleri birkaç dakikalığına hiçbir şeyin olduğu gibi görünmediği bir dünyaya davet ediyorum, Öge Yurdakul Güven’in dünyasına. Öge’nin Hep Design adını verdiği bu dünyada bulaşık eldivenleri küpe, araba süngerleri kolye, cd’ler çanta, kalemtıraşlar ise yüzük olarak karşımıza çıkıyor. Yine aynı dünyada Öge eline geçen her malzemeyi kullanarak onlardan yepyeni bir şeyler yaratılabileceğini bizlere gösteriyor.
 

Öge aslında bir içmimar ama 1984 yılından beri -ki bu benim dünya üzerindeki varlığımdan bile fazla bir süreye tekabül ediyor- takı tasarımıyla ilgileniyor. O da ilk başlarda takılarını boncuk kullanarak tasarlıyor ama bir süre sonra bu ona yeterli gelmiyor. Kendi yaptığı cam boncuklar da Öge’yi tatmin etmeyince çok daha farklı objeler kullanarak takı tasarlamaya karar veriyor ve bu karar Hep Design’ın doğmasına vesile oluyor.


Aklınıza gelebilecek ve hatta gelemeyecek her şey Öge’nin kullandığı malzemeler arasında. Balonlar, pet şişeler, sütyenler, bulaşık eldivenleri, kaset, plak, pinpon topu ve daha niceleri. Üstelik Öge bu tasarımlarını, mesleğinin de vermiş olduğu bir alışkanlıkla, önce çiziyor, daha sonra tasarlamaya başlıyor. Yani elde olan malzemeleri birleştirip onlardan bir şeyler ortaya çıkarmak yerine, kağıt üzerindekini gerçeğe dönüştürmeye çalışıyor.


Öge’nin bu oldukça ilginç tasarımları ise şimdilik 3 yerden elde edilebiliyor; Beste Gürel’in Galata’daki butiğinden, Thanx Co’dan ve Hep Design’ın Etsy sayfasından.

O değil de, bu tasarımları gördükten sonra bulaşık süngeri sizin de gözünüze farklı gözükmedi mi ya da ayakkabı çekeceği? Dur ben bir gidip deneyeyim, bakalım nasıl duracak üzerimde.

Lizard'ın Notu: Hep Design ile ilgili küçük bir sürpriz de pek yakında bu blog'da, aklınızda bulunsun.

5 Ağustos 2011 Cuma

KAŞİF QUEEN: En Tatlı Erik Cinsi: Plüm


Plüm; Almanca-Türkçe sözlüğüne göre erik, benim sözlüğüme göre ise eğlenceli mi eğlenceli ahşap kolye ve broşlar demek. Bu aksesuarların Plüm adını almış olması sizi yanıltmasın; bu ad yaratıcılarının eriğe olan düşkünlüğünden gelmiyor. Arkasında çok daha derin ve özel bir hikaye var. Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü'nden mezun Gökçeçiçek Sezer ile Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimarlık Bölümü'nden mezun Kübra Erik, bir gün Kübra’nın kuzeni ve Gökçeçiçek’in yakın arkadaşı Ayşenaz Aşkın sayesinde Erik Apartmanı’nda tanışırlar. O günden sonra bu Erik Apartmanı (kendileri Erik Palas demeyi tercih ediyorlar) Gökçeçiçek ile Kübra’nın hayallerinin, planlarının, pazar kahvaltılarının, mantı günlerinin ve en önemlisi de Plüm ürünlerinin üssü olur. Arkadaşları Müjde Polatkan’ın tasarladığı ahşap kolye ve broşlar o kadar ilgilerini çeker ki, sonunda kendileri de bunu öğrenmeye karar verirler. Böylelikle adını bütün bu güzelliklerin başlangıç noktası olan Erik Apartmanı’ndan alan Plüm ortaya çıkar. 



Gökçeçiçek ve Kübra zaman zaman farklı materyaller kullansalar da ağırlıklı olarak ahşap ile çalışıyorlar. Bu ahşabın üzerine de ya kendi akıllarındaki illüstrasyonları ya da özel sipariş ile başkalarının isteklerini aktarıyorlar. Davet, tanıtım, doğum günü gibi özel günlerde bu Plüm’lerle küçük sürprizler yapmak isteyenler için toplu üretim de gerçekleştiriyorlar. Üstelik yurt dışına gönderimleri de mevcut.


Gelelim en önemli kısma, yani bu erikleri nerede bulabileceğimize. Büyük Beşiktaş Çarşısı'ndaki Durak Dükkan ya da Etsy’deki sayfalarından Plüm ürünlerine ulaşabilir, Facebook sayfaları üzerinden de kendileriyle iletişime geçip, kendi Plüm’ümüzü kendimiz yaratabiliriz.

Oradan bi’ kilo erik alabilir miyim rica etsem.

18 Temmuz 2011 Pazartesi

KAŞİF QUEEN: Sadeliğin Gösterişi: Choke Jungle


Choke Jungle; Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat Yönetimi Bölümü'nden mezun Serra Arabacıoğlu ile Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Seramik Bölümü'nden mezun Merve Özaslan’ın oluşturduğu voltran’ın adı. 7 senelik bir arkadaşlık ilişkisinin, birbirlerinin evlerini ziyaret ettiklerinde ortaya çıkan fikirlerin de bir sonucu aynı zamanda. Üniversitede farklı alanlara kaymalarına rağmen bir araya gelip bir şeyler yaratmaktan asla vazgeçmeyen ikili, okulları bittikten sonra artık bu harika tasarımlarla bir şeyler yapmaları gerektiğine karar vermişler ve ortaya da-da! Choke Jungle çıkmış.


Choke Jungle’ın her biri kulağınıza ‘Beni al, beni al!’ diye fısıldayan el yapımı takıları; seramik, porselen, tüy, keçe, metal, doğal taş gibi çok farklı materyaller kullanılarak tasarlanıyor. Tasarım anlayışı ise minimalliğin ve sadeliğin gösterişini kullanarak çarpıcı takılar tasarlamak.

Choke Jungle ürünleri, ilk başlarda sadece internet üzerinden satılıyorken, Bebek Designer Shop Sample Sale’in standında Bebek Festivali katılımcılarının karşısına çıkınca çok beğenilmişler ve böylece Bebek Designer Shop Sale’in mağazasına da transfer olmuşlar. Bağdat Caddesi’ndeki Boutique Rouge da bir diğer satış noktası.


Üstelik daha çok yeni bir marka olmasına rağmen, çoktan Model grubunun radarına girmiş ve onlarla çalışmaya başlamışlar bile. Eğer grup üyelerinin üzerinde ilginç ve farklı aksesuarlar görürseniz büyük ihtimal Choke Jungle’dan!

Ben artık bir Choke Jungle imzası haline gelmiş 3 zincirli kolyelere göz koydum, ama kelebekliler de çok güzel, canavar yüzükler ise şahane. Ben iyisi mi gidip karar vereyim, bana müsaade.

Fotolar: Choke Jungle

8 Temmuz 2011 Cuma

KAŞİF QUEEN: Papyonunuzu Nasıl Alırdınız?


- Bana bir papyon.

- Papyonunuzu nasıl alırdınız?

-Nasıl mı? Kaç tane papyon var, bildiğin papyon işte.

- Bazen bir papyon, sadece bir papyon değildir efendim. Çiçek desenli olabilir, yapboz görünümünde olabilir, neon renklerde olabilir, çizgili olabilir. Pleksiden yapılmış papyon bile olabilir. Sonra hem…

- Siz neden bahsediyorsunuz beyefendi, papyonda birden fazla seçeneğim olduğundan mı?

- Onlarca seçeneğiniz olduğundan bahsediyorum efendim, yani Mimoco’dan.


İtalya’da mimarlık yaptıkları yıllarda tanışan Deniz Türkeri ve Reyhan Uras’ın yaratıcısı olduğu Mimoco; papyonu ciddiyetten, erkek egemenliğinden, sıkıcılıktan ve en önemlisi de tekdüzelikten kurtararak bambaşka bir biçime sokuyor ve günlük hayatta da kullanabileceğimiz elzem bir aksesuar haline dönüştürüyor. Bu papyonları bildiğimiz klasik papyonlardan ayıran tek özellikleri kullanılan materyallerin farklılığı ve seçeneklerin fazlalığı değil. Aynı zamanda saç bandı ya da broş olarak da kullanılabiliyorlar ve de unisex’ler.

Üstelik papyonlar sadece başlangıçmış, Mimoco’nun yaptıkları yapacaklarının teminatıymış, yakınlarda yine böyle farklı tasarımlarla karşımıza çıkıp bizi şaşırtacaklarmış. Kısacası beklemede kalalımmış.

Lizard'ın Notu: Mimoco papyonlarını Bilstore, Tabe Kıyamet, Akmerkez Pop Up Store, Bulding ve Kumpanya 62’de bulabilirsiniz.

1 Temmuz 2011 Cuma

KAŞİF QUEEN: Yalnız Benim İçin Bak Barok Barok


Eğer Central Saint Martins’ten yeni mezun olan çiçeği burnunda takı tasarımcısı Moo Piyasombatkul’un bu porselen detaylar ekleyerek barok bir görünüm kazandırdığı gözlüklerini ilk gördüğümde bir toplu taşıma aracında olmamış olsaydım, ayağa kalkar ve 4 yaşındaki bir çocuk gibi tepinerek “İstiyorum, istiyorum!” diye bağırırdım. Ama yapmadım. Çünkü artık yetişkin bir insandım.

Şimdi eve geldiğime göre ise rahatça tepinip zırlayabilirim. İstiyorum! İstiyorum!


Fotolar: Honestly WTF

13 Haziran 2011 Pazartesi

KAŞİF QUEEN: Beraber Takı'lalım.


Genelde öyledir. Her şey üst üste gelir. Yapacak hiçbir şey bulamadığın o bir hafta boyunca evde can sıkıntısından patlarsın. Sonraki hafta ise hangi birine yetişeceğini şaşırırsın. Sanki tüm arkadaşların aynı hafta doğmuştur, dünyanın sonu geliyormuşçasına tüm güzel etkinlikler aynı haftaya sıkıştırılmıştır, tüm dünya topluca evlenme kararı almıştır.

Ben de birkaç aydır güzel aksesuarlar bulamamaktan yakınırken, hepsini bir anda, bir haftada keşfediverdim. Son bir aydır parmağıma takacak yüzük bulmak için onlarca yere girip ellerim boş çıkmışken, şimdi 2 elim daha olsa onları da donatabilecek kapasitedeyim.

Trendiyiz de işte bu haftanın keşiflerinden biri. Yalnızca yurtdışından getirdikleri ürünleri satıyorlar. Üstelik Facebook sayfalarını beğenenlere de %10 indirim yapıyorlar.

Bir yüzük bakıp çıkacağım diye girdim. Sonra kolyeleri gördüm. Broşları ve küpeleri de bir inceleyeyim dedim ve olaylar gelişti…

11 Haziran 2011 Cumartesi

KAŞİF QUEEN: Fermuar Zanaatı: Coco Crafts


Coco Crafts’ın yaratıcısı Ece Kırtanır için siyah kuşaklı bir fermuar ustası desek pek de yalan olmaz. Çünkü kendisi gözlük kılıfından makyaj çantasına, kalem kutusundan büyük ya da küçük el çantalarına kadar fermuarlı olan her şeyi dikebilme yetisine sahip. Chuck Palahniuk, Tıkanma isimli kitabında ‘Sanatın kaynağı mutluluk değildir’ der. Ece’nin bu yaratıcı yönünü keşfetmesine mutsuzluğu değilse de can sıkıntısı vesile olmuş diyebiliriz. İzmir’den Bodrum’un küçük bir kasabası olan Gümüşlük’e taşınınca yeni bir uğraş arayışı içine giren Ece, zaten küçüklüğünden beri meraklı olduğu dikiş işine yönelmiş ve 6 ay önce kendisine bir dikiş makinesi edinmiş. Sonra internette dikiş üzerine araştırma yapma, blog’ları gezinme derken ortaya bu birbirinden sevimli ürünler çıkıvermiş.

Bu senenin en moda figürlerinden biri olan baykuş şeklindeki cüzdanlar ve pop art çantalar favorim. Dracula ve Frankenstein desenli olanlarıysa korku öğelerini sevenler için. Hatta şimdi alın, önümüzdeki Halloween’de de kullanırsınız.


Fotolar: Coco Crafts
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...